DOSYA YARGITAY’DA

Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 7 Ocak 2002 tarihinde verdiği karar, bir kısım sanıklar ve müdahillerin itirazları ve yasa gereği olarak incelenmek üzere Yargıtay’a gönderildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından Türkiye’de mevcut Anayasal düzeni silah zoruyla yıkıp, yerine din kurallarına dayalı devlet kurmayı amaçlayan silahlı çetenin sair efradı olmak suçu ile TCK’nın 146/1 ve168/1-2 maddelerinden gönderilen 2000/102 esas sayılı dosyayı Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne gönderdi. (BELGE 100)

Yargıtay Ceza Dairesi’ne gönderilen ve 26 Eylül 2002 tarihinde duruşmalı olarak yapılmasına karar verilerek temyiz aşaması öncesi, başka Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Hamza Keleş ile Uğur Mumcu’nun ailesi olmak üzere bütün sanıklar Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararına itiraz etti.

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Hamza Keleş, Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 7 Ocak 2002 tarih, 2000/102 Esas, 2002/1 Karar sayılı hükmünün eksik olduğunu savundu.

Keleş, 9 Nisan 2002 tarihli itiraz dilekçesinde,“……Yukarıda açıklandığı üzere sanıklardan Mehmet Şahin, Hasan Kılıç, Abdulhamit Çelik, Yusuf Karakuş, Fatih Aydın ve Muzaffer Dağdeviren’in yasadışı Kudüs Ordusu örgütü amacı doğrultusunda Abbas Gulamzade’nin kaçırılması olayına katılmaları nedeniyle haklarında TCK’nun 146/1 maddesi gereğince, Sanık Mehmet Ali Tekin’in yasadışı Tevhid Selam örgütünün kurucuları arasında olduğuna dair yeterli kanıtlar bulunduğundan TCK’nun 168/1 maddesi gereğince, Hüküm kurulması gerekirken sanıklardan Hasan Kılıç’ın 168/1, diğer sanıkların 168/2 maddelerine göre cezalandırılmaları bu yöndeki yüksek Yargıtay kararlarına aykırı görülmektedir” denilerek “Yukarıda arz edilen nedenlerle anılan kararın bir kere de Yüksek Yargıtay’ca incelenerek BOZULMASINA karar verilmesi arz ve talep olunur” dedi. (BELGE 101)

Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 7 Ocak 2002 tarih, 2000/102 Esas, 2002/1 Karar sayılı hükmüne itiraz edenlerden arasında Ferhan Özmen ile Necdet Yüksel de vardı.

Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel, avukatları İbrahim Ceylan aracılığı ile 29 Eylül 2002 tarihinde Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanlığı’na itiraz dilekçesi verdi.

Avukat İbrahim Ceylan, müvekkillerinin mahkeme safahatında gördükleri ağır işkence nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadıklarını, bunu da dile getirmelerine rağmen mahkeme tarafından dikkate alınmadığını söyleyerek,“….. 8/9/2000 tarihli mahkemeye yazılı talepte bulunarak, emniyette gördükleri işkencelerin safhalarının anlatımıyla mufassal bir mahiyet arz eden, Çapa Tıp Fakültesi, Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın ilmi mahiyet arz eden raporunu sunarak (işkence olgularında fiziki muayenenin yanı sıra psikolojik muayenenin konu ile ilgili genelgeler ve uluslararası uygulamalarda zorunluluk olmasına rağmen uygulamada psikiyatri konsültasyonunun gerçekleştirilmediği, fiziki bulgu olmasa dahi psikiyatri değişimleri uzun süre devam ederek birçok olguda tedavisiz kaldıklarında travma sonrası stres bozukluğu, “TSSB” olarak adlandırılan bir klinik tablonun yerleşebileceği travma sonrası önemli bir olgu hastanın yakınmalarından, kabuslar görmesi, uyku ve yeme bozukluğu TSSB düşündürdüğü cihetle travma konusunda deneyimli psikiyatri uzmanınca muayene edilmesi gerektiği, hastaların üniversite hastanesinde nöroloji ve psikiyatri yönünden yapılacak değerlendirme ile EMG’nin çekilip değerlendirilmesi uygun olacağı kanaati icabı işkencenin tespiti için üniversite hastanesine sevkiyle nörolojik EMG ile psikiyatri yönünden muayene edilmeleri talebinde bulundum.  Ancak; mahkeme heyeti sanki yapılan işkenceyi biliyor da bunun anlaşılmaması için bu talebimi kendi düşüncelerini şahsım söylemişçesine zapta geçerek işkencenin anlaşılmasına adeta mani oldu. Kararın 24. sahifesinde (Sanığı görmeden, muayene etmeden, kendisine naklen getirilen bilgilere göre düzenlenmiştir. Bu haliyle raporun bilimsel verilerden uzak bir mütalaadan öte değeri bulunmamaktadır) diyerek, sanki bilimsel tıp kurulunun beyanları gibi hukukçu olarak tıbbi bir raporda mesnetsiz, tıp bilimine bigane anlayış serdederek manevi işkencenin mahiyetinin ve boyutlarının tespitinde gerçek bilgi ve beyanların esas alındığını görmemezlikten gelmiştir…..” dedi.

Yedi gün işkenceye maruz kalan, sekizinci günde ifade vermeye zorlanan müvekkillerinin, böyle bir ortanda suçu kabul etmekten başka seçenekleri olmadığını vurgulayan Avukat İbrahim Ceylan, verilen ifadeler için de şunları söyledi:

“….. Müvekkillerim, Ferhan Özmen, Necdet Yüksel, Rüştü Aytufan her ne kadar savcılık ve emniyette ifadelerimizi anlattık demişlerse de bu anlatımdan maksadın Celse 5, sahife 67, 2 ve 3. paragrafta açıklık getirdiği gibi, savcı ve hâkimin emniyette alınan ifadeleri okuyup soruyor. Müvekkillerim “Evet! Doğrudur” demenin dışında açıklamalı ifade vermediklerini beyan etmişlerdir. Yedi gün işkenceye maruz kalan, sekizinci gün ifade veren müvekkillerimin başka türlü rahat, hür bir şekilde işkencenin manevi tahribatından arınmış bir şekilde ifade vermeleri mümkün değildir. Çünkü işkencenin zihin, ruh, kişilik, iradelerindeki tahribatı devam etmektedir. Tıpkı, Abdülhamid Çelik, Yusuf Karakuş’un ifadeleri en geniş, en bilgi dolu olduğu halde aynı ifadelere savcılık ve yedek hâkimlikte tekrar ederek “Uğur Mumcu’yu biz öldürdük1 demelerinden başka, çaresizliğin delili, olay günü Abdülhamid Çelik’in İstanbul’da düğün yaptığı belgelendikten sonra sayın savcının özel tip cezaevine giderek tekrar ifadeleri savcılıkça ikinci kez alındığında, baştan sona düzmece olayın anlaşılır hale gelmesiyle o ana kadar oluşan ifade, beyan, yer göstermeleri ters yüz edilerek inkârlarına zemin hazırlanıp, ifadelerine ret sağlandıktan sonra Uğur Mumcu’nun öldürülme olayında takipsizliğe maruz kalmışlardır…..”

Avukat İbrahim Ceylan, yazılı itirazında anlattıkları nedeniyle, “….. İşkenceye dayalı kabulden kaynaklanan eylemler esas alınarak, “eylemlerin yoğunluğu, sürekliliği, kamuoyundaki etkileri, ceza adaletinin sağlanması, hak ve nesafet kurallarının dikkate alınması, TCK 59/1’in uygulanmasına yer olmaması kanaatinde hak ve nesafet anlayışı yoktur. Çünkü, bu bulanık, değişik boyutları olan işbu davanın sanıklarına şüphelerle dolu olayların icabı, hak ve nesafet TCK. 59/1’in uygulanmasını ceza adaleti bakımından icap ettirir kanaatini taşıdığımdan bu yönden kararın bozulması uygun olacaktır…..” (BELGE 102)

VE YARGITAY’IN KARARI

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2002/1641 esas, 2002/2178 karar ve 985368 tebligat nolu ilamını 12 Kasım 2002 günü açıkladı.

Yargıtay kararında, “….. Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nden verilen 7.1.2002 gün ve 2000/102 esas, 2002/1 karar sayılı sanıklardan Ferhan Özmen, Hasan Kılıç, Yusuf Karakuş, Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan yönünden re’ sen de temyize tabi olan hükmün Yargıtay’ca incelenmesi C. Savcısı, ceza alan sanıklar ve müdahiller vekilleri tarafından istenilmiş ve ceza alan bir kısım sanıklar ile müdahiller vekillerince incelemenin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı’ndan tebliğname ile daireye gönderilmekle usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen sanıklardan Hasan Kılıç vekilinin duruşmaya gelmediği ve dilekçesindeki mazeretinin ise geçerli bir nedene dayanmadığı anlaşılmakla adı geçen sanık ile duruşmalı inceleme isteğinde bulunmayan sanıklar hakkında duruşmasız, diğer sanıklar hakkında ise duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.….” denildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin verdiği 2000/102 esas, 2002/1 karar sayılı dosyası için son kararı şöyle verdi:

“….. Sanıklar Ferhan Özmen, Necdet Yüksel, Rüştü Aytufan vekili Av. İbrahim Ceylan’ın mahkeme heyetinin reddine ilişkin taleplerinin reddine dair kararın dosya kapsamına göre yasaya uygun bulunduğu anlaşıldığından bu karara ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE,

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, ….. sanık A. Argun Çetin hakkında ise; elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı dosya kapsamına uygun şekilde kabul edilmiş, incelenen dosyaya nazaran verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar ve müdahiller Ş. Güldal Mumcu, Ş. Özgür Mumcu, Özge Mumcu, Beyhan Gürson, Ceyhan Mumcu vekillerinin temyiz dilekçeleri ile sanıklar vekilinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü temyiz itirazlarının reddiyle, ….. sanık A. Argun Çetin’in ise beraatine ilişkin hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,

Sanıklar Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan ile ilgili olarak; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun l/A maddesi uyarınca idam cezasının müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmesinde zorunluluk bulunması, adı geçen tüm sanıklarla ilgili olarak; 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 47l.maddesiyle TCK’nun 33.maddesinde yapılan zımni değişiklik nedeniyle “hapis halinin sona ermesine kadar” yerine “ceza süresince” yasal kısıtlılık halinde bulundurulmasına karar verilmesinin gerekmesi bozmayı icap ettirmiş olduğundan, adı geçen sanıklara ilişkin hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 

Bu cihetlerin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’un 322.maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanıklar Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan’a ilişkin olarak hüküm fıkrasındaki “idam cezası ile cezalandırılmalarına” şeklindeki cümlenin çıkartılarak yerine “müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına’” denilmek suretiyle ve yine sanıklar Necdet Yüksel, Rüştü Aytufan ile Mehmet Gürova, Mehmet Kassap, Murat Nazlı, Talip Özçelik ve Hakkı Selçuk Şanlı’ya ilişkin olarak hüküm fıkrasındaki “ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına” cümlesinin çıkartılarak yerine “hapis halinin sona ermesine kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına” denilmek suretiyle sanık Hakkı Selçuk Şanlı bakımından yapılan eleştiri dışında diğer yönleri doğru bulunan ve sanıklar Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan yönünden re’sen de temyize tabi olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Kabule göre de; hükümden sonra yürürlüğe giren 4771 Sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 1/A maddesi uyarınca sanık Ferhan Özmen hakkında tayin olunan idam cezasının müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmesinin gerekmesi, BOZMAYI icap ettirmiş Cumhuriyet savcısının, müdahiller Ülke Aksoy, N. Arın Aksoy, K. Hatun Üçok, Ş. Güldal Mumcu, Ş. Özgür Mumcu, Özge Mumcu, Beyhan Gürson, Ceyhan Mumcu, Altınay Kışlalı, M. Tankut Kışlalı, Nil Dolunay Uluç vekilleri ile sanıklar Hasan Kılıç, Muzaffer Dağdeviren, Abdulhamit Çelik, Mehmet Şahin vekillerinin temyiz dilekçeleri ve sanıklar Ferhan Özmen, Mehmet Ali Tekin, Muzaffer Dağdeviren, Mehmet Şahin vekillerinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanıklar Ferhan Özmen, Hasan Kılıç ve Yusuf Karakuş yönünden re’sen de temyize tabi olan hükmün istem gibi BOZULMASINA 12.11.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi…..” (BELGE-103)

MUMCU AİLESİ İTİRAZ ETTİ

Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından verilen, düzeltme, kısmi onama, onama ve bozma kararlarını içeren kararından sonra Uğur Mumcu’nun ailesini temsilen avukatları Yargıtay’a karar düzeltme talebinde bulundu.

21 Kasım 2002 tarihinde Avukatlar, Hakkı Süha Okay, Halil Sevinç, Mehmet Cengiz, Ceyhan Mumcu, Murat Mecit, Nusret Senem, Ayhan Sarıhan ve Beyhan Gürson ortak imzasıyla verilen dilekçede, “….. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 12/11/2002 tarih ve E:2002/1641, K:2002/2178 sayılı kararında, “bir bölüm sanıklar hakkındaki davalara ilişkin olarak doğrudan zarar görmeleri söz konusu olmadığı halde müdahilliklerine karar verilenlerle ilgili müdahale kararlarının hukuken geçersiz ve yok hükmünde bulunduğu” gerekçesiyle temyiz istemlerinin reddine ilişkin bölüm; CMUK’un 365. ve devamı maddelerine ve Anayasamızın savunma, şikayet ve dilekçe hakkı ile hak arama özgürlüğüne ilişkin hükümlerine açık aykırılık teşkil ettiğinden, kararın bu yönden ve aşağıda arz edeceğimiz diğer hususlarla birlikte yeniden gözden geçirilerek düzeltilmesi istemiyle karar düzeltme veya genel kurula itiraz yoluna başvurulması talebidir” denildi.

İtiraz dilekçesinde şu hususlara vurgu yapıldı:

“Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin bu yaklaşımına göre, müdahale kararları yok hükmünde ise, yargılama aşamasında müdahillerin iştirak, görüş ve beyanları da alınarak oluşturulan tüm karar ve usuli hükümler de yok hükmüne dönüşmektedir. Örneğin Ceyhan Mumcu, sanıkların malvarlığı ile ilgili olarak araştırma yapılmasını önermiş ve öneri gereğince tüm sanıkların malvarlıkları ile ilgili araştırma yapılmıştır. Keza, savunma tanıklarına müdahiller çeşitli sorular yöneltilmesini talep etmişler, Mahkemece de bu sorular sanıklara sorulmuş ve hüküm bu soru ve yanıtların değerlendirilmesiyle de oluşmuştur.

Müvekkillerin yakınlarının öldürülmelerinin,

a) Bu örgütçe gerçekleştirildiği,

b) Sanıkların aynı örgütün mensubu oldukları kabul edilerek kimi cezalarla cezalandırılmaları onanırken, diğer yandan,

c) Aynı örgüte üye olduğu kabul edilen bu sanıkların eylemlerinden maktullerin yakınlarının zarar görmediklerini kabul etmekle, çelişkiye düşülmüştür ve bu karar düzeltilmediği takdirde kamu vicdanında giderilmesi olanaksız yaralar açacaktır.

Anılan eylemleri gerçekleştiren örgüte, bu sanıkların mensubu olarak insan ve silah tedariki, delil yok etme ve adam kaçırma gibi eylemleri ile destek verip suça iştirak ettikleri, bu örgütün de bu destek ve mensuplarının kattığı güçle öldürme eylemlerine katıldıkları konusunda Cumhuriyet Savcılığı, Mahkeme ve Daire içtihat ve görüşlerinde bir uyuşmazlık bulunmadığı halde; kimi sanıkların seçilerek “bunlar eyleme doğrudan katılmamışlar, o halde onlar hakkında müdahillik kararı verilmesi yok hükmündedir” gibi bir görüş sergilenmesi eylemin arkasındaki örgütü göz ardı ettiği için mutlaka giderilmesi gerekli önemli bir çelişki ve yanılgıdır.

Uğur Mumcu cinayetinden başından beri bilgi sahibi olan ve hukuken suça iştirak ettiği kesinleşen Hasan Kılıç’ın, Uğur Mumcu yakınlarına zarar vermeyen bir kimse olarak değerlendirilmesi haklı ve doğru bir değerlendirme değildir.

Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel de olay tarihinde yürürlükte olan Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak istediklerini, örgütün diğer elemanları ile suikasta azmettirenler hakkında anlatımda bulunup, kanıtlar sunacaklarını belirten dilekçeler göndermişlerdir. Yargılamanın ilerleyen aşamasında bu taleplerinden her nedense geri adım atmışlardır.

CMUK’un 330. maddesinde, mahkûm aleyhine yargılamanın yenilenmesi olanakları ve olasılıkları düzenlenmiştir. Kamuoyunun paylaştığı gibi, suçtan zarar gören Mumcu ailesi, verilen hükmü sanıkların tümü elde edilemediği ve özellikle de azmettirme olgusu doğru bir biçimde anlaşılıp yerine oturtulamadığından; Uğur Mumcu cinayetini kapanmış saymamakta ve bu konudaki araştırmaların sürdürülmesini istemektedirler. İleride Oğuz Demir adlı sanığın yakalanması ile veya başka nedenlerle yeni kanıtların ortaya çıkması olasılık dışı değildir. Böyle bir gelişme olduğunda, Dairenin bu kararı korkarız ki hukukun önüne bir engel olarak çıkarılacaktır…..” (BELGE-104)

DGM’LER KAPANDI

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 12 Kasım 2002 tarih ve E:2002/1641, K:2002/2178 sayılı bozma kararından sonra dosya yargılamanın yeniden yapılması için Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderildi.

O tarihlerde Türkiye’de bazı yasalar değiştirilmiş ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri ortadan kaldırılmıştı. Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin baktığı davalar artık özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından görülecekti.

Bu nedenle Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi de Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulan kararlar için toplandı.

Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 2 Temmuz 2004 tarihinde verdiği 2004/89 sayılı gerekçeli kararında, “….. 30.06.2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5190 sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nda değişiklik yapılması ve DGM’lerinin kaldırılmasına dair kanunun 3. maddesi ile DGM’ler kaldırıldığından ve aynı yasanın geçici 2/1 maddesi uyarınca yargılama dosyalarının görevlendirilecek veya kurulacak Ağır Ceza Mahkemelerine devri gerektiğinden dosya ele alındı…..” diyerek şu karara vardı:

“….. 5190 Sayılı Yasanın 1. maddesinde düzenlenen CMUK’nun 394/a maddesinde sayılan suçlara ilişkin derdest dava dosyalarının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca görevlendirilecek veya kurulacak ağır ceza mahkemesine devredileceği, aynı yasanın geçici 2/1 maddesinde belirtilmiştir.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 01.07.2004 gün ve 320 sayılı kararı ile CMUK’nun 394/a maddesinde sayılan suçlara bakmakla görevli Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi kurulmuş ve göreve başlamıştır.

Bu nedenle sanıklar hakkındaki derdest dava dosyasının yetkili ve görevli Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlere göre;

Yargılama dosyasının 5190 sayılı yasanın geçici 2. maddesinin 1. Fıkrası uyarınca bulunduğu hal üzere Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredilmesine, esas defterinin bu şekilde kapatılmasına, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu (oybirliği)i ile karar verildi…..” (BELGE-105)

Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yeni kurulan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen dosya, Yargıtay’ın bozma kararları da dikkate alınarak yeniden görülmeye başlandı.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4 Ağustos 2004 tarihinde 1. celsesi yapılan davada mahkeme başkanlığını Mehmet Orhan Karadeniz, üyeliklerini Rüstem Çiloğlu ve Hasan Şatır yaptı. Savcı koltuğunda ise Şemsettin Özcan oturuyordu.

Yeniden görülen davada, sanıklar savunmalarında ifadelerinin işkence altında alındığını yinelediler.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada zaman zaman zaman mahkeme üyeleri, zaman zaman da savcılar değişti. 

Yapılan yargılamanın sonunda, Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, 2004/216 esas sayılı dosya için esas hakkındaki mütalaasını verdi.

Savcı Demirci, soruşturmanın genişletilmesi yönünde talepleri olmadığını vurgulayarak sanıklar hakkında şunları istedi:

“…..1-) Sanıklar Ekrem Baytap ve Ferhan Özmen’in eylemine uyan TCK’nun 146/1, 31, 33 ve 40,

2-) Sanıklar Mehmet Ali Tekin ve Hasan Kılıç’ın eylemlerine uyan TCK’nun 168/1, 3713 SY’nın 5, TCK’nun 31, 33 ve 40,

3-) Sanıklar Abdulhamit Çelik, Muzaffer Dağdeviren, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş ve Mehmet Şahin’in eylemlerine uyan TCK’nun 168/2, 3713 Sayılı Yasanın 5, TCK’nun 31, 33 ve 40 maddeleri gereğince ayrı ayrı CEZALANDIRILMALARINA,

Tutuklu tüm sanıkların üzerlerine atılı suçların niteliği, suçlarına öngörülen cezanın tür ve tutarı ile mevcut kanıt durumu ve tutuklulukta geçen süre karşısında hüküm özlü olarak TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA,

a- Sanık Yusuf Karakuş hakkında Çorum Ağır Ceza Mahkemesince, sanık Muzaffer Dağdeviren hakkında Ankara Sıkıyönetim Mahkemesince verilen şartlı tahliye kararlarının TCK’nun 17. maddesi gereğince GERİ ALINMASINA,

b- Sanıklar Ferhan Özmen, Abdulhamit Çelik ve Hasan Kılıç’ın sürücü belgelerinin 2918 Sayılı yasanın 119. maddesi gereğince GERİ ALINMASINA,

4) 4959 Sayılı yasadan faydalanmak yönünden talepte bulunan sanıklar Hasan Kılıç, Ekrem Baytap, Mehmet Şahin, Fatih Aydın, Mehmet Ali Tekin, Yusuf Karakuş ve Muzaffer Dağdeviren’in bozmadan önceki yargılamalarında hâkim huzurunda önceki savunmalarını reddetmeleri, mensup oldukları örgütlerin dağılmasına veya meydana çıkmasına yardım etmemeleri, amaçladığı suçun işlenmesine engel olmadıkları ve bir kısım sanıklarında mensubu oldukları örgütlerin yöneticisi oldukları anlaşılmakla; 4959 sayılı yasadan yararlanmak yönündeki taleplerinin aynı yasanın 3 ve 4 ncü maddeleri gereğince ayrı ayrı REDDİNE,

5-) Emanete kayıtlı suç eşyaları ile suçta kullanılan eşyaların TCK’nun 36. maddesi gereğince MÜSADERESİNE

Sanıklar Hasan Kılıç ve Ferhan Özmen’den elde edilen tabanca ve av tüfekleri ve bunlara ait mermilerin idareye teslimine, suça delili eşyaların ise dosyasında saklanmasına karar verilmesi kamu adına mütalaa ve talep olunur…..” (BELGE-106)

Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci’nin esas hakkındaki mütalaası, sanıklar ve sanık avukatlarının savunmalarını kayda geçiren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Temmuz 2005 tarihinde gerekçeli kararını açıkladı.

Mahkeme heyeti, Yargıtay tarafından bozulduktan sonra mahkemelerine gelen 2004/215 esas, 2005/187 nolu karar dosyası için, “….. Ankara 2 nolu DGM’nin 2003/92 esas sayılı dosyasında yargılanırken 03.12.2003 gün ve 2003/92 esas 2003/ sayılı karar ile birleştirilen dava dosyalarının sanığı Oğuz Demir bugüne kadar aranmasına rağmen yakalanıp savunması alınamadığından dosyanın sürüncemede kalmaması bakımından bu sanık hakkındaki kamu davasının tefriki ile yeni bir esasa kaydedilmesine ve oluşturulacak yeni esas üzerinden yürütülmesine,

Sanık hakkında çıkarılan gıyabi tutuklama müzekkeresinin yakalama emrine dönüştürülmesine ve sanığın yakalanmasının beklenmesine, yakalandığında mahkememiz huzuruna getirilmesi için C. Başsavcılığına yazı yazılmasına…..” diyerek şu kararı verdi:

“Mahmut ve Sultan’dan olma, 1964 d.lu sanık Ferhan Özmen’in sübut bulan Türkiye’de mevcut Anayasal düzeni silah zoruyla yıkarak yerine din kurallarına dayalı devlet kurmak için oluşturulan silahlı çeteye üye olup, anayasal düzeni değiştirmeye cebren teşebbüs etme suçundan lehe yasa uygulaması ve 5349 sayılı yasa dikkate alınarak eylemine uyan 5218 Sayılı Yasa ile değişik 765 Sayılı TCK’nun 146/1 maddesi uyarınca AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanığın eylemlerinin yoğunluğu ve sürekliliği her biri idam cezasını gerektiren öldürme ve. Yaralama eylemini gerçekleştirmiş olması ve fiili işledikten sonraki davranışları ile ceza adaletinin sağlanması hak ve nefaset kuralları göz önüne alınarak hakkında TCK 59/1 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, TCK 31. Madde uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına,

TCK. 33. madde uyarınca hapis hali sona erinceye kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına,

TCK: 40. madde uyarınca tutuklulukta ve nezarette geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna

Verilen ceza miktarına ve tutuklandığı tarihe nazaran tutukluluk halinin devamına, hüküm özetinin ilgili cezaevi müdürlüğüne gönderilmesine

Sanığa Ankara Emniyet Müdürlüğünden verilme 07.07.1987 tarih ve 424580 nolu E sınıfı sürücü belgesinin 2918 Sayılı Yasanın 119/2 maddesi uyarınca takdiren üç yıl süre ile geri alınmasına,

……

Sanık Yusuf Karakuş’un sübut bulan Türkiye’de mevcut Anayasal düzeni silah zoruyla yıkarak yerine din kurallarına dayalı devlet kurmayı amaçlayan silahlı çetenin üyesi olmak suçundan lehe yasa da dikkate alınarak eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nun 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekil ve özelliği, sanığın sosyal durumu, eylemin yer ve zamanı, ağırlığı, sanığın amaç ve saiki ile kastının yoğunluğu ve dosya kapsamı gözetilerek takdiren ve teşdiden Altı Yıl Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,

3713 Sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca sanığa verilen ceza 1/2 oranında arttırılarak Dokuz Yıl Hapis cezası ile cezalandırılmasına,

Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile yukarıdaki gerekçelere binaen TCK. 62. madde uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak yedi yıl altı ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,

Sanığın, yargılama devam ederken yürürlüğe giren 4959 sayılı topluma kazandırma yasasından yararlanma isteğinde bulunduğu anlaşıldığından, durumuna uyan ve lehine olan 4959 S.Y.nın 4/C-2 maddesi uyarınca cezası 1/2 oranında indirilerek NETİCETEN ÜÇ YIL DOKUZ AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,

TCK 53/2 maddesi uyarınca sanığa verilen cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sanığın. TCK 53/1 maddedeki haklardan yoksun bırakılmasına,

TCK. 63. madde uyarınca sanığın nezarette ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna

Sanık Yusuf Karakuş hakkında Çorum Ağır Ceza Mahkemesinden içtimaen verilen 30 yıl ağır hapis cezası ile ilgili olarak şartla tahliye kararının 5275 Sayılı Yasanın 107/12 maddesi gereğince geri alınması için ilgili mahkemeye karar kesinleştiğinde yazı yazılmasına,

…..

Dair, sanıklar Mehmet Ali Tekin, Ferhan Özmen, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, Hamit Çelik ve Mehmet Şahin ile Sanıklardan Ferhan Özmen vekili Av. İbrahim İmamoğlu, sanık Ekrem Baytap vekili Av. Mehmet A1agöz, sanık Mehmet Ali Tekin vekili Av. Mustafa Akçay, sanık Mehmet Şahin vekili Av. Mehmet ballı, sanık Muzaffer Dağdeviren vekili Av. Burcu Otman, sanık Murat Nazlı, sanık Selçuk Şanlı ve Ferhan Özmen vekili Av. Halis Çıtır ile müdahil vekilleri Av. Halil Sevinç ve Av. Mehmet Cengiz in yüzlerine karşı, Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci’nin huzuru ile, isteme kısmen uygun, sanık Ferhan Özmen yönünden resen ve 7 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere, oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı……” (BELGE-107)

DOSYA YENİDEN YARGITAY’DA

Ankara 2 No’lu DGM’de yapılan yargılamanın Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulmasından ve DGM’lerin yasal değişiklikle kaldırılmasından sonra, davaya özel yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bakıldı.

Mahkeme yargılamayı Yargıtay’ın bozma kararına da uyarak yeniden yaptı ve Yargıtay yolu açık olmak üzere verdiği gerekçeli kararını açıkladı.

Sanıklar ve sanık avukatlarının yanında 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına davaya bakan Cumhuriyet Savcısı Salih Demirci da itiraz etti.

Savcı Demirci 9 Şubat 2006 tarihli itiraz dilekçesinde, “….. 4959 sayılı yasadan yararlanma talebinde bulunan sanıklar hakkında İçişleri Bakanlığı’nca gönderilen cevabi yazıda sanıklar Mehmet Şahin, Fatih Aydın, Abdülhamit Çelik, Yusuf Karakuş ve Muzaffer Dağdeviren’in örgüt üyesi olduklarının, örgüt içindeki konum ve faaliyetleri ile ilgili olarak sadece kendilerinin durumu hakkında verdikleri bilgilerin eldeki mevcut bilgiler ile örtüştüğü, örgütün dağılmasına, meydana çıkarılmasına yardım etmedikleri, örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olmadıklarının,  sanık Hasan Kılıç yönünden ise örgütün üst düzey yönetim kadrosunda bulunması nedeniyle 4959 Sayılı Yasanın 3/a fıkrası kapsamında olduğunun belirtilmesi karşısında 4959 Sayılı Yasadan yaralanma taleplerinin REDDINE kara verilmesi gerekirken tüm sanıklar hakkında 4959.Sayılı Yasanın 4/C-2 maddesi uygulanarak cezalarında indirim yapılarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine varıldığından Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.07. 2005 gün 2004/216 esas. 2005/187 Kr. sayılı kararının BOZULMASINA karar verilmesini…..” istedi. (BELGE-108)

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararı itirazlarla birlikte Yargıtay’a gitti. Yargıtay 9 Ceza Dairesi’nde 2006/1554 sayılı esas ile görülecek dava ile ilgili Ferhan Özmen’in avukatı İbrahim İmamoğlu yeni bir itirazda bulundu.

Avukat İbrahim İmamoğlu’nun itirazı, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin üyeleri ile ilgiliydi. Avukat İmamoğlu, Ankara 2 No’lu DGM’nin verdiği kararı da inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi hâkimlerinin bir bölümünün Ankara 11. Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararı da inceleyeceğini belirterek bu durma itiraz ederek reddi hâkim talebinde bulundu. İtiraz, Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Hâkim Hasan Gerçeker tarafından Yargıtay 1. Dairesine iletilerek karar alınması istendi. (BELGE-109)

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2006/1554 esas, 2006/6101 karar ve 9/2006/65051 tebliğname numaralı dosyasını 8 Kasım 2006 tarihinde karara bağladı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin kararında, “….. Sanık Ferhan Özmen müdafinin, bozma kararında imzası bulunan Yargıtay Daire Başkan ve Üyeleri hakkında 7.6.2006 tarihli duruşmada reddi hâkim talebinde bulunması üzerine, talebin, reddedilen Başkan ve Üyeler dışında oluşturulan heyetçe incelenip 2797. sayılı Yargıtay Kanununun 39/son maddesi uyarınca kesin olarak reddedilmesini takip eden duruşmaya sanık müdafinin gelmediği ve bir mazeret de bildirmediği…” denilerek şu kararlara varıldı:

…..

1- Katılanlar Şükran Güldal Mumcu ve Özge Mumcu’nun sanık Ferhan Özmen dışındaki sanıklara ilişkin hükme yönelik temyiz istemlerinin bu sanıklar yönünden katılma kararının hükümsüz kalınası ve sanık Hasan Kılıç müdafinin hükmü süreden sonra temyiz etmesi nedeniyle, temyiz istemlerinin CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

2– Bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Ferhan Özmen’in mensubu bulunduğu silahlı çete niteliğindeki örgütün Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasını zorla değiştirip, yerine DİNİ ESASLARA dayalı bir sistem getirmek şeklindeki amacına yönelik olarak vahamet arz eden olaylara fiilen katıldığının sübutu kabul ve eylemin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya nazaran verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafileri ile katılanlar Şükran Güldal Mumcu ve Özge Mumcu vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, bu sanık hakkında re’sen de temyize tabi olan hükmüm ONANMASINA,

Kanuna aykırı, sanıklar Ekrem Baytap, Muzaffer Dağdeviren, Mehmet Şahin, Mehmet Ali Tekin, Abdulhamit Çelik müdafileri, sanıklar Ekrem Baytap ve Abdulhamit Çelik ile C. Savcısının tüm sanıklar hakkındaki temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan tüm sanıklara ilişkin hükmün BOZULMASINA, 8.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi…” (BELGE-110)

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin, 2006/1554 esas, 2006/6101 karar ile 8 Kasım 2006 tarihinde karara bağladığı dosya, yeniden Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklar Ekrem Baytap, Muzaffer Dağdeviren, Mehmet Şahin, Mehmet Ali Tekin, Abdulhamit Çelik hakkındaki kararlar için 2006/294 esas sayısı ile yeniden yargılama yaparak karar verdi.

Devam edecek…

Yayınlanan bölümler:

Bölüm 1. Bölüm 2. Bölüm 3. Bölüm 4. Bölüm 5. Bölüm 6. Bölüm 7. Bölüm 8. Bölüm 9. Bölüm 10. Bölüm 11. Bölüm 12. Bölüm 13. Bölüm 14. Bölüm 15. Bölüm 16. Bölüm 17. Bölüm 18.

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin