Hayatının son üç yılını önce kayınpederine, sonra da kayınvalidesine hastane odasında refakat ederek geçirmiş. Son altı aydır ise yataktan bile kımıldayamayan, sadece gözleriyle anlaşabilen, beslenmesini bile karnına bağlanmış hortum yardımıyla sürdüren annesinin yanında geçiriyor.
Onun adı Sultan…
Tanıdığımda gece sabaha evrilmiş, güneşin ışıkları yeni bir güne uyanıyordu.
Çığlığı sadece hastane koridorlarını değil, geceden kalan ne varsa yırtıp atıyordu.
Yetişin!
Sadece ben değil, servisteki pek çok kişi sesin geldiği yere doğru olanca gücüyle hamle yaparken çığlığı kulaklarımda yankılanmaya devam ediyordu.
Sabaha karşı açlığını bastırsın diye bulabildiği ekmek parçasını ağzına götürdüğünde, annesinin anlamı hiç bilinmeyecek bakışlarıyla karşılaşmış.
Daha ilk lokmanın boğazında düğümlendiğini anladığında, ayların, hatta yılların tecrübesiyle içindeki sesin “su” diye inlediğini hissetmiş.
Yasak olmasına rağmen ani bir kararla, ıslattığı pamuğu gözlerini tavana dikmiş yatan annesinin dudaklarının üzerinde gezdirmiş.
Ne olduysa, nasıl olduysa o anda olmuş.
Bir damla…
Evet, tek bir damla su, annesinin önce ağzından boğazına, oradan da ciğerlerine ilerlemiş.
Bütün felaket o iki saniyede olmuş.
Ciğerine kaçan su öylesine bir öksürük nöbetine neden olmuş ki; zaten yerinden kımıldayamayan yaşlı kadın neredeyse nefes alamamaktan tıkanıp kalmış.
İşte o yetişin! çığlığının hikayesi aynen böyle…
İyilik yapmak isterken, bir damla su, belki de canınızdan çok sevdiğiniz birinin ölümüne neden olabilecek büyük bir yanlışa dönüşebiliyor.
Neyse ki zamanında yapılan müdahaleyle böyle bir son, en azından o an yaşanmadı…

“Bir hastane odası, bir belediye şirketi… Vicdanın aynasında iki hikâye” başlıklı yazımda, Yeni Partili Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi BESOT’un denetçisi olan Ebru Şimdi’den ve geçmişte İzmir Balçova CHP Belediye Başkan aday adayı olmasının etik açıdan yaratabileceği sorunlardan söz etmiştim.
Yazımda, “Bağımsız denetçilik elbette mesleki yeterlilik gerektirir. Ancak kamu adına denetim yapacak bir ismin siyasi geçmişi, ister istemez kamuoyunda tarafsızlık tartışmalarına yol açacaktır. Bu durum hukuken yasak olmayabilir. Ama etik açıdan tartışılmayacağı anlamına da gelmez.” diyerek kararı toplum vicdanına bırakmıştım.
Yazıdan sonra Ebru Hanım çeşitli yollardan ulaşmaya çalıştı. Kendisinden söyleyeceklerini yazılı olarak iletmesini istedim. O da iki sayfalık bir açıklama gönderdi.

Açıklamanın büyük bölümü, meslekte geçirdiğim 40 yılın sonunda bana verdiği ya da vermeye çalıştığı gazetecilik dersiyle ilgili olduğu için o kısımları ve sonrasında gelen üzeri kapalı tehdit içeren yazışmaları atlıyorum.
Özetle şöyle diyor Ebru Hanım:
“Talebim; bu şirketle olan mesleki ilişkimin mevcut CHP yönetiminden önce başladığının, önceki dönemde başka bir partiye mensup belediye başkanı görevdeyken de denetim ekibinde yer aldığımın ve 2026 yılında sorumlu denetçi olarak görev almamın siyasi bir güç veya siyasi bağlantı sonucu gerçekleşmediğinin kamuoyuna doğru şekilde aktarılmasıdır.”
Yani, “Ben yeni değilim, eskiden de vardım” diyor.
Olabilir mi diye araştırdım.
Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu BESOT şirketiyle ilgili açık kaynaklarda bulunabilen bilgilere göre; MHP’li Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün döneminin de içinde bulunduğu süreçte, Ebru Hanım’ın “başka bir partiye mensup belediye başkanı görevdeyken de denetim ekibinde yer aldım” cümlesini doğrulayacak bilgiye rastlamadım.
Kaynaklara göre BESOT şirketinin 1 Ocak 2019 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında tek bir denetçisi var.
O da İsa Alimler.
Ebru Hanım’ın o dönem İsa Alimler’in yanında çalışıyor olması elbette mümkün. Ancak bu bilgi açık kaynaklarda doğrulanabilir durumda değil.
Açık kaynaklarda Ebru Şimdi’nin BESOT’un denetçisi olarak belirlendiğini gösteren tarih ise 1 Ocak 2025.
Yani Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra CHP’li yönetime geçmesinden yaklaşık dokuz ay sonra.
Bazı yazıları kaleme alırken kişilerin akrabalık ilişkilerine ve onların siyasi bağlantılarına girmemeye özen gösteririm.
Sonuçta 18 yaşını bitirmiş her birey dünyayı kendi sorumluluğunda yaşar.
Bir önceki yazıda da sadece Ebru Hanım’ın CHP’den İzmir Balçova Belediye Başkan aday adayı olduğunu yazdım.
Aslında Ebru Hanım’ın akrabaları arasında da siyasetle yakından ilgilenen isimler vardı. Ancak onların yazımızın konusu olmadığını düşündüm.
Yazımın yayınından sonra gösterilen tepki ise aksini düşünmeme neden oldu.
Ebru Hanım aynı zamanda bir dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan ANAP’lı/DYP’li Burhan Özfatura döneminin genel sekreter yardımcılarından Talat Şimdi‘nin de yeğeni.
Aynı zamanda şu anda MHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Fatih Şimdi ile de amca çocukları.
Eğer kötü niyetle düşünecek olsam; Ebru Hanım’ın bir önceki MHP’li başkan döneminde BESOT’un denetim ekibinde yer aldığı açıklamasının ardında acaba amca çocuğunun etkisi var mıydı? Ya da şimdiki işi üstlenmesinde Manisa’nın belediye meclisi tarafından seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu‘nun bir zamanlar Akhisar Belediye Başkanı olan babası Ahmet Dutlulu ile amca Talat Şimdi‘nin bir etkisi var mı? diye sorabilirdim.
Sormadım.
Bekledim.
İyi ki de öyle yapmışım…
Çünkü gazetecilikte bazen soruyu sormaktan daha önemli olan, cevabı beklemektir.
Yaşananlar ise Yeni Partili Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim anlayışında, derin bir merkez sağ koalisyonunun izleri mi var sorusunu akla getiriyor.
Ben yine yalnızca aynayı tuttum.

Bazen insan iyilik yapayım derken, bir damla su ile çok sevdiği birinin hayatını tehlikeye atabiliyor.
Kamu yönetiminde de iyi niyet, siyasi yakınlık ya da mesleki yeterlilik tek başına yetmez.
Asıl mesele, kamu adına verilen kararların dışarıdan bakıldığında da tarafsız, adil ve vicdanlara güven verecek biçimde olmasıdır.
Aynaya baktığınızda hangi olasılığın gerçek olduğuna karar vermek ise vatandaşın işi.

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin