Bazı yoksulluklar vardır; insanın önce hayallerini aç bırakır.
İzlediğim kısa videoda, iki küçük kardeşe “Bu sabah kahvaltıda ne yediniz?” diye soruyorlar.
Çocuk hiç duraksamıyor: “Yumurta… Çay…”
O cevabı verirken fark ediyorsunuz ki, onun dünyasında kahvaltı bundan ibaret.
Sonra soruyorlar: “En çok ne yemek isterdin?”
Çocuğun gözleri bir an parlıyor.
Cevabı tek kelime: “Tost…”
O yaştaki çocuğun zihninde kebaplar, mantılar, dolmalar, balıklar değil; sadece tost var.
“Nasıl bir tost?” dediklerinde ise “Kaşarlı” yanıtı geliyor.
Çünkü bildiği peynir yalnızca kaşar.
Yoksulluk yalnızca cebi boşaltmıyor; zihni de yoksullaştırıyor.
Belki de bu yüzden o videoda en acı olan şey, çocuğun tost istemesi değil.
En acısı, daha fazlasını isteyebileceğini bile bilmiyor olması.
Bir çocuğun en büyük hayali kaşarlı tost olmuşsa, orada yalnızca yoksulluk yoktur; o toplum, çocuklarının hayallerini de çalmıştır…
CHP, 2024 yerel seçimlerine kent lokantaları, halk ekmek, kreşler, halk süt, askıda fatura, öğrenci ve emekli destekleri gibi sosyal belediyecilik projeleriyle girdi.
Bu projeler, sosyal demokrat belediyecilik anlayışının doğal bir gereği olarak, ekonomik sıkıntı yaşayan vatandaşınyanında olmayı amaçlıyordu.
Seçmen de yalnızca yol ve kaldırım yapan değil; mutfağa, eğitime ve günlük yaşama dokunan bu anlayışa önemli bir destek verdi. 31 Mart seçimleri, sosyal belediyeciliğin ve sosyal demokrat politikaların toplumda güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koydu.
İşte bu gerçek CHP’dir…
Ülkedeki yoksulluğa karşı politika geliştiren, önce halk diyen anlayış.
30 Haziran 2026’da “Bir eczacının tıbbi mucizesi: Teşhis bedava, tedavi yok…” başlıklı yazımda Manisa’nın belediye meclisi tarafından seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya iki soru yöneltmiştim. Bunlardan biri, belediye ile CHP İl Başkanlığı’nın kullandığı çelenklerin aynı firmadan alınması ve bu firmanın sahiplerinin CHP il yönetimiyle ilişkili olmasının siyasi etik açısından nasıl değerlendirileceğiydi. Yazının sonunda da “Yanıt gelir mi bilinmez” demiştim. Gelmedi…
Her zamanki gibi iş başa düşmüştü. By Başkan doğrudan temin ihale yöntemini savunup, çok da doğru olmayan bilgiler verince elimdeki bilgileri paylaşmak şart oldu. CHP’ye 2024 yerel seçimlerini kazandıran anlayış, yandaşa kaynak aktarmak mıydı; yoksa halkın yoksulluğunu azaltacak politikalar üretmek miydi? Gelin buna birlikte karar verelim.

25DT2483397, 25DT2201183, 26DT742882, 26DT435445, 26DT1044457, 26DT526930 ve 26DT606663… Bunlar Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Şehzadeler Belediyesi’nin doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirdiği çiçek alımlarına ait ihale numaraları. Yalnızca bu örneklerde bile Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin beş doğrudan temin ihalesinin toplam bedeli 1 milyon 863 bin liraya ulaşıyor. Şehzadeler Belediyesi’nin iki ihalesi de eklendiğinde tutar 2 milyon lirayı aşıyor. Üstelik bunlar, elimdeki listenin yalnızca bir bölümü…
“Ne var bunda? Vatandaşın nikahına cenazesine kutlamasına ortak olmasın mı belediye?” diyenleri de duyuyor ve anlıyorum.
Sorun sadece alım değil?
Sorun alımın nasıl ve kimden yapıldığı.
Sadece yedi örneğini verdiğim Manisa Büyükşehir ve Şehzadeler Belediyesi’nin çiçek alımları nereden yapılıyor biliyor musunuz?
Manisa CHP’nin görevden alınan il yönetim kurulu üyesi (kimileri il başkan yardımcısı da diyor) Emine Dilek Ögren’in eşi Ergün Ögren’den…
Şimdi yazının başına dönüp yoksul çocukların çalınan hayallerini düşünün.
Üzerine de CHP’ye 2024 yerel seçimlerinde önemli başarı kazandıran kent lokantaları, halk ekmek, kreşler, halk süt, askıda fatura, öğrenci ve emekli destekleri gibi sosyal belediyecilik projelerini.
Sonra başınızı iki elinize alıp düşünün.
Hangisi CHP, sizin CHP’niz hangisi?
“Çocuklar yatağa aç girmesin” diyen CHP mi; yoksa kamu kaynaklarının kullanımı nedeniyle siyasi etik tartışmalarının odağındaki CHP mi?
Bu kararınız aynı zamanda Türkiye’nin de geleceği çünkü…
Çünkü sosyal belediyecilik yalnızca kent lokantası açmak değildir.
Gerçek sosyal demokrat belediyecilik, kamu kaynağının tek kuruşunu bile siyasi yakınlıktan uzak tutabilmek değil midir?
Not: Ailemde yaşanan sağlık sorunu nedeniyle periyodik yazılarıma ara vermek zorunda kalabilirim. Bunun için şimdiden bütün okuyanlarımdan özür dilerim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…




