Talihsiz olay sonucu hayatını kaybeden Manisa’nın “halk tarafından seçilmiş” Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in önemli projelerinden biri de kentin alt yapı sorununu çözmekti. Bunun için göreve başlar başlamaz proje üretmeye başladı.

Bu projelerin en önemlilerinden biri de “çarpık kentleşme ve yapılaşma” ile uzun süre gündemden düşmeyen Muradiye ve Karaali mahallelerinin sorunlarını hızlıca çözmekti.

Zeyrek, bu konuda Dünya Bankası ile temas kurarak “2 milyar liralık” kredi desteği sağladı. 

23 Eylül 2024’de Dünya Bankası Sürdürülebilir Şehirler Projesi görevlilerini ağırlayan  Ferdi Zeyrek, “Bu projenin şehrim için ne kadar gerekli olduğunu biliyorum. Bir an önce hayata geçmesi için de çok özverili çalışacağız. Bu Manisa için olmazsa olmaz. Bugün Manisa için tarihi bir gün” açıklamasını yaptı.

Hızla yürütülen görüşmeler sonunda; Manisa Büyükşehir Belediyesi Dünya Bankası finansmanı ile yapılacak altyapı ve atık su arıtma tesisi projesi için ilk somut adımı 25 Ekim 2024’de attı. Başkan Ferdi Zeyrek, proje revizyonlarının yapılması ve ihale dokümanlarının hazırlanması için “Alter Mühendislik” firması ile müşavirlik anlaşmasını imzaladı.

Zeyrek’in ömrü, projenin başlangıcını görmek için yeterli gelmedi.

Zeyrek’in yerine “Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından seçilen” Besim Dutlulu, 15 Ekim 2025’de “ilk kepçeyi vurarak” Zeyrek’in hayali olan projeyi başlattı. 

Proje kapsamında; Muradiye Mahallesi’nde toplam 146,5 kilometrelik altyapı hattı çalışması yapılması planlandı. 65 kilometre içme suyu hattı, 65 kilometre kanalizasyon hattının yanında, 10 kilometre yağmur suyu hattı ve 6,5 kilometre ilave içme suyu hattı inşa edilmesi bekleniyordu. Ayrıca 500 yağmur suyu ızgarası monte edilerek 10 bin tonluk içme suyu deposu inşa edilecekti. Proje kapsamında bölgenin ihtiyacını karşılayacak modern bir atık su arıtma tesisinin kurulması da var.

Manisa ve Muradiye için önemli ve ciddi bir proje.

Böyle bir proje ciddi bir çalışma temposunun yanında, tecrübeli teknik eleman ve yöneticiyi de zorunlu kılıyor elbette.

Peki öyle mi oluyor ya da proje gerçekten “ehil eller” tarafından, “kamu kaynaklarının en verimli kullanılması” ile zamanında bitirilebilecek mi?

Haydi bakalım; biraz da “görülmeyen görülse bile yazılamayanları” anlatalım…

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde halen yürürlükte olan 5018 Sayılı Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanunu diye bir yasa var.

Bu yasanın 8. maddesi aynen şöyle diyor:

“Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.”

Peki yasada belirtilen bu zorunluluğun “yerine getirilmemesi durumunda” yaptırımı var mı?

Elbette var…

O yaptırım da aynen şöyle:

“Mali Yönetim ve Kontrol” ilkelerine uyulmaması, kamu kaynağında artışa engel olma veya eksilmeye neden olma (kamu zararı) doğurursa, zarara neden olan kamu görevlilerinden tazminat (faiziyle tahsilat) talep edilir, ayrıca idari ve adli soruşturma açılarak disiplin cezası veya Türk Ceza Kanunu kapsamında hapis/para cezası uygulanabilir.”

Peki idare “etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun” olarak kaynakları kullanacak ise bu kaynaklar arasında “çalışan personel de” var mıdır?

Elbette vardır…

Burada biraz soluklanalım öyleyse.

“İnsanı insan yapan vicdanı ve ahlakı ise bunu yapan CHP’li olabilir mi?” başlıklı yazımın sonunda; “Asıl o namuslu memurların önce sırtını okşayıp sonra da sürgüne gönderenler siyasetin unutulmuşlar mezarlığında yerini alacaktır” demiştim.

Yazı; namuslu memurların “kamunun parasını korudukları için arıtma tesisine nasıl sürüldüklerini” özetliyordu.

Yazdım ama sonuç pek değişmedi aslında.

Vicdanı susmuş, gözü kör yöneticiler için yazılanlar adeta “yok hükmünde” sayıldığı için o günden bugüne değişen bir şey olmadı, belki daha da kötüsü uygulandı.

Aslında oldu da “olmamış gibi yapan” kurumuş vicdanlar açısından sonucu değiştirmiyor.

Manisa Büyükşehir Belediyesi bağlı kuruluşu MASKİ’de kamu malını korudukları için “sürgüne gönderilen memurların sayısı” bildiğimizin aksine bir/iki kişi değilmiş.

Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MASKİ) Atık su Dairesi Başkanlığı’na bağlı merkez atık su tesisinde hiçbir ihtiyaç ve norm kadroları bulunmayan ve “kızak görevde tutulan birçoğu mühendislik bilgi ve tecrübesine sahip” kaç kişi var dersiniz?

Bana gelen bilgiye göre bu sayı tamı tamına 12.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi 12 kamu çalışanı, kurumun ihtiyacı olan yerlerde “aktif olarak değerlendirilmesi” gerekirken, sudan sebeplerle kızağa çekilmişler. 

Mevzuata aykırı olan “kızak göreve çekilen” kamu çalışanlarına hiçbir hizmet üretmedikleri halde, (hatta atık su tesisine gidip gitmedikleri bile belli olmayan) adeta bankamatik memuru gibi kurum bütçesinden ödenen ücretler “kamu zararı” değil mi?

Gelin basit bir hesap yapalım.

Çoğu mühendis 12 kamu çalışanının her birine ödenen aylık ücret ne kadardır?

Ortalama her bir personele 100 bin lira.

12 personele ayda toplamda MASKİ bütçesinden ödenen miktar ne eder?

1 milyon 200 bin lira.

Bir yılda 12 personelin MASKİ’ye maliyeti ne kadardır?

14 milyon 400 bin lira.

Kimin cebinden çıkıyor bu para?

Manisalı öğretmenin, bakkalın, kasabın, manavın; kısaca Manisa’da yaşayan herkesin.

Şimdi sormak gerekmiyor mu?

Elinizde bulunan ve birçoğu mühendislik bilgi ve tecrübesine sahip, üstelik “alt yapıyı bilen 12 kamu çalışanını” hiçbir hizmet üretmediğini bildiğiniz halde neden “kızak görev” sayılan atık su tesisinde tutuyorsunuz?

Hadi diyelim “siyasi bir kulp buldunuz, eski yönetimin adamları” diyerek adeta sürgüne gönderdiniz; o zaman Muradiye’de 2 milyar liralık Dünya Bankası kredisiyle alt yapı yenilemesi çalışmalarında görevlendirmek için “hiçbir deneyimi ve tecrübesi olmayan mühendisleri sözleşmeli olarak” neden MASKİ’ye alıyorsunuz?

Ne demişti “Manisa halkının oyları ile seçilmiş” Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek?

“Bu projenin bir an önce hayata geçmesi için de çok özverili çalışacağız…”

Kamuoyu adına Manisa’nın “büyükşehir belediye meclisi tarafından seçilmiş” belediye ve MASKİ Yönetim Kurulu Başkanı Besim Dutlulu ile MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç ve yönetimine soruyorum.

Sizin “özveri anlayışınız” bu mu?

5018 sayılı yasadan haberiniz yok mu?

Devletin malı gerçekten deniz mi?

Ya da Manisa Büyükşehir Belediyesi artan personel sayısı ile “sadece çalışanlarına (!) maaş ödemekten yatırım yapacak parayı” bulamayan babanızın çiftliği mi?

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin