Siyasetçiler için hafıza, işlerine gelmediğinde hızla formatlanan bir bilgisayar diski gibidir. Ama gazetecinin hafızası arşivdir, belgedir, fikri takiptir.
Bugünlerde İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde sahnelenen ihtisas komisyonu savaşları ve CHP’den istifa edip bağımsız kalan meclis üyesi Nilüfer Bakoğlu Aşık üzerinden yürütülen ince taktik, sadece basit bir siyasal kriz değildir. Bu; yerel siyasetin ilkesizlik tarihine geçecek, bürokrasi, meslek odaları ve sermaye üçgeninde şekillenen devasa bir araştırma dosyasıdır.
Gelin bu rant çarkının dününü, bugününü ve yarın İzmir’i nelerin beklediğini belgelerle, tarihlerle ve adrese teslim çelişkilerle mercek altına alalım.
Tabii bizim meşhur Banker Bilo siyasetçilerine “Bir sor niye yaptım?” diye sormayı da ihmal etmeden…
Ankara başlattı, İzmir tamamladı…
Her şey ilk kez belgeleriyle kamuoyuna duyurduğum ve Cengiz İnşaat’a çekilen o meşhur Karşıyaka Belediyesi’nin arsa kıyağı ile başladı. Hikayenin kökeni aslında sanılandan çok daha derin bir Ankara-İzmir paslaşmasına dayanıyor.
Zamanı geriye sarıp olan bitene tek tek bakalım isterseniz…
Mavişehir’deki o devasa parseller hiçbir zaman Karşıyaka Belediyesi’nin öz malı değildi. Arsa, doğrudan AKP hükümetinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı TOKİ ve Emlak Konut GYO mülkiyetindeydi. 2012’de, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın döneminde bu arazi Toplu Konut Alanı ilan edilerek bakanlıkça planlandı ve araziler açık artırma yolu ile Cengiz İnşaat’a satıldı.
Cengiz İnşaat bu parselleri birleştirirken (tevhit) İmar Kanunu gereği arada kalan, kapanan imar yolları ve kadastro boşlukları otomatik olarak yasa gereği ilçe belediyesine (Karşıyaka Belediyesi) tescil edildi. Böylece belediye, Cengiz İnşaat’ın 27 bin metrekarelik devasa parselinin içinde yaklaşık 2 bin 200 metrekarelikküçük bir zorunlu hissedar haline geldi.
Karşıyaka Belediyesi Encümeni, 26 Kasım 2019’de metre karesi 14 bin TL’den toplam 32 milyon TL bedel üzerinden parseldeki diğer hissedara satışı 31 Aralık 2019’e kadar geçerli olmak üzere uygun görülmüştür diyerek son tarihi ilan etmişti. Cengiz İnşaat ise 25 Aralık‘ta bu fiyata itiraz etti, encümen 31 Aralık‘ta bu itirazı resmi olarak reddetti. Yani, 1 Ocak 2020 sabahı itibarıyla Cengiz İnşaat ortak olarak satın alma hakkını hukuken kaybetmişti. Belediye artık bu arsayı üçüncü şahıslara satmak için açık ihaleye çıkma hakkına sahipti.
O dönem Karşıyaka Belediyesi’nin İmar Komisyonu Başkanı olan Nilüfer Bakoğlu Aşık ve Belediye Başkanı Cemil Tugay ne yaptı?
30 Ocak 2020’de Cengiz İnşaat’tan gelen ikinci dilekçeyi, “süreniz bitti” diyerek çöpe atmak yerine bağrına bastı. Kendi resmi encümen kararlarını ve takvimlerini çiğneyerek fiyatı bir gecede 8 bin 700 TL’ye indirdiler ve arsayı şirkete teslim ettiler.
Odaların isyanı ve Kılıçdaroğlu’nun “utanç” tescili
O dönem TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi bu işlemi resmi raporlarıyla açıkça “Sermayeye peşkeş çekilmiştir” diye nitelendirdi. O dönem kaleme aldığım Rize İkizdere’de disiplin, İzmir’de suspus: Bu mu adalet? başlıklı yazımda belirttiğim gibi; Rize’de Cengiz İnşaat’ın taş ocağı talanını savunan İMO Başkanı TMMOB tarafından anında görevden alınırken, İzmir’de bu peşkeşe adeta yasal kılıf hazırlayan Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası (HKMO) İzmir Şubesi yöneticilerine uzun süre dokunulmadı. Çünkü o dönem odayı yönlendiren ve bu müteahhit aklına bürokratik kılıfı hazırlayan isim, bizzat dönemin Karşıyaka Belediyesi İmar Komisyonu Başkanı Nilüfer Bakoğlu Aşık’ın kurduğu bürokratik nüfuzun ta kendisiydi…
Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu satışa bizzat tepki göstererek, Cemil Tugay’ın adaylığı döneminde bu dosyayı hatırlatmış ve olayı “Hukuken geçerli olabilir ama siyaseten bir utanç kaynağıdır” sözleriyle tescillemişti.
6 yıllık gizli ilişkinin itirafı ve istifanın şifresi
Zaman geçti, takvimler Ekim 2026‘yı gösterdi. Cemil Tugay CHP’den istifa ederek AKP’ye geçti. Geçişinin hemen ardından televizyon ekranlarında o şoke edici itirafı yaptı: “Beni AKP’ye geçmeye Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ikna etti, onun bakanlıktaki samimiyetinden ve sıcaklığından çok etkilendim…”
İşte parçaların kusursuz bir şekilde yerine oturduğu yer de tam olarak burası.
Cemil Tugay, Murat Kurum’a dün hayran olmadı…
Karşıyaka Belediyesi’nin kendi koyduğu yasal 31 Aralık takvimini bile delerek Mavişehir’deki o arsayı Cengiz İnşaat’a fiilen sattığı Ocak–Temmuz 2020 döneminde Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanı kimdi?
Bildiniz… Murat Kurum.
Yani Ankara’da Murat Kurum bakanlığının başlattığı ve önünü açtığı Cengiz İnşaat ortaklığının yereldeki eksik parçasını, kendi encümen kararını çiğneme pahasına tamamlayan Cemil Tugay ile onun imar komisyonu başkanı Nilüfer Bakoğlu Aşık’tı. Murat Kurum’un yıllar sonra Tugay’a kurduğu “Keşke bizimle çalışsan”övgüsü, aslında 2020 yılında meslek odalarının “peşkeş” dediği o meşhur arsa satışındaki kusursuz koordinasyona gecikmiş bir teşekkür ve iade-i itibardan başka bir şey değildi…
CHP’nin çelişkisi: Dün sövdüğüne bugün can simidi olmak
Tugay’ın AKP’ye geçişinin hemen ardından, onun Karşıyaka’dan beri en sadık imar prensesi olan Nilüfer Bakoğlu Aşık da güya “bağımsızlık” ilan etti. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki çoklu istifalarla birlikte bağımsız meclis üyelerinin sayısı 12’ye ulaştı.
YENİ Parti bu oyunu gördü; komisyon üye sayılarını 9’dan 7’ye düşürerek bağımsızları (yani Nilüfer Bakoğlu Aşık’ı) tamamen devre dışı bırakmak istedi.
Peki ne oldu?
Normal şartlarda, düne kadar genel merkez düzeyinde “Cengiz İnşaat’a arsa sattılar” diye feryat eden CHP grubunun, YENİ Parti’nin bu tasfiye önergesine koşa koşa destek vermesi gerekirdi değil mi?
Ama öyle olmadı…
CHP ve AKP büyükşehir meclisinde yan yana durdu, YENİ Parti’nin önergesini el birliğiyle reddetti. Yani Aşık’ın bağımsız üye olarak imar komisyonuna girmesi için ilk koridoru bizzat CHP açtı. Sırf İmar Komisyonu’nun mutlak kontrolünü YENİ Parti’ye kaptırmamak adına, dün utanç kaynağı dedikleri isme adeta can simidi oldular.
İzmir’i bekleyen tehlike ve kamu adına sorular
Peki yarın ne olacak?
Bu gelişmelerin en kritik bölümü, önümüzdeki günlerde işletilecek olan o ince takvimdir.
1. Önümüzdeki meclis oturumlarında Nilüfer Bakoğlu Aşık, 12 bağımsız üyenin ortak önergesiyle İmar Komisyonu’na sokulacak.
2. Dokuz kişilik komisyonda YENİ Parti’nin 4 üyesine karşı; AKP (2), CHP (2) ve Bağımsız Nilüfer Bakoğlu Aşık (1) kapalı zarf usulü gizli oylamada ortak hareket edecek.
3. Böylece dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “utanç kaynağı” dediği, meslek odalarının “peşkeş” diye nitelendirdiği o beşli çete dosyasının yereldeki mimarına, bugün koskoca İzmir’in imar anahtarını kendi elleriyle teslim edecekler.
Öyleyse kamu adına soralım:
Ey CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP İzmir Milletvekilleri, CHP İzmir İl Örgütü ve CHP İzmir Büyükşehir Meclis Grubu… Sırf meclisteki koltuk dengeleri ve YENİ Parti nefreti uğruna, genel başkanınızın “utanç kaynağı” dediği bir imar geçmişinin sahibini o kritik koltukta tutmanın vebalini nasıl ödeyeceksiniz?
Koltuk sevdası, partinin tüm ilkelerini bir gecede sıfırlayacak kadar güçlü müdür?
Peki ya AKP’liler…
1 Kasım 2019‘daki Karşıyaka Belediye Meclis oturumunda bu arsa satışına şiddetle karşı çıkıp “Ret” oyu veren, kürsülerde “Halkın malını satıyorsunuz” diyenler bizzat sizlerdiniz. Bugün Cemil Tugay kendi partinize geçince, dün “peşkeş” dediğiniz o imar aklının şimdi “avukatı” olmayı İzmirli seçmene nasıl anlatacaksınız?
Son söz…
Siyasetçiler unutabilir, ittifaklar değişebilir, dün küfredenler bugün el sıkışabilir ama Karşıyaka’dan Büyükşehir’e uzanan bu imar çarkının belgeleri gazete arşivlerinde durmaya devam ettikçe bir daha, bir daha yazılacaktır.
Ne de olsa, gerçeklerin eninde sonunda yerini bulmak gibi kötü bir huyu vardır…





