Demek ki “arı kovanına” çomak sokmuşum.
“CHP’li belediyelere yeni turplar mı hazırlanıyor?” başlıklı yazımdan sonra “ummadığım” tepkiler/bilgiler aldım.
Telefonla, mesaj yollayarak, aracı koyup bildiklerini anlatmak isteyenler derken bende “mental trafik” karıştı.
Önce “sehven” yaptığım yanlışlıktan başlayarak “özür” dileyeyim.
Kaynak gösterdiğim Erhan Güleç’in “Konak’ta Bir Ucu ‘FETÖ’ye Uzanan Bomba İcraat” başlıklı yazısı 26 Nisan 2024’te yayınlanmasına rağmen yazımda “geçtiğimiz günlerde” diye yazmışım.
Gerçekten de “özür” dilenecek bir dikkatsizlik.
Basılı bir belge olmadığından internetten girip metni “geçtiğimiz yıl” olarak düzelttim ama bu konudaki eleştiriler haklıdır.
Bu eleştirilerden biri de Konak Belediyesi’nin “basın danışmanlığını” yapan arkadaşımızdan geldi.
Yolladığı mesajda aynen şöyle demiş: “Serdar abi selamlar. Son yazıda konak ve Hüseyin Bey üzerinden bazı iddialar var. Hiçbir doğruluk payı da yok. Bizle ilgili kısmı kaldırmanı rica edebilir miyim?”
Kaynak yazıyı yeniden kontrol ettim.
Yazarı ile konuştum ve yazının 2024 yılının Nisan ayına ait olduğunu “kendisinden” dinledikten sonra hatamı düzelttim.
Ancak bir zamanlar gazetecilik yapan basın danışmanı arkadaşımın “hiçbir doğruluk payı da yok” ve “Bizle ilgili kısmını kaldırmanı rica edebilir miyim” cümlelerine takıldım.
Yazarına ve başka kaynaklara sordum, Konak Belediyesi’nin internet sayfalarını kontrol ettim ve yazı hakkında bir açıklama, tekzip ya da benzeri bir karşılık verilmediğini gördüm.
Bunun üzerine şöyle bir yanıt verdim: “Hangi kısmının doğruluk payı yok, ben iddia etmedim Erhan Gülenç’in iddialarını yazdım. Sizin de doğru olmadığına dair bir açıklamanız yok bildiğim kadarı ile. Yazı kaldırma kısmına gelince biraz da olsa beni tanırsın böyle bir teklifi yapmadığını varsayacağım şimdilik…”
Burada bitmedi elbette.
Yeni bir değerlendirme geldi: “Tamam da abi, müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Sen geçen yıl ortaya atılmış ve ispatlanmamış bir iddia üzerinden, iddia edildi demene rağmen Konak Belediyesini de zan altında bırakan bir yorum çatısı oluşturuyorsun. Bizim Erhan Gülenç’in o yazısını ve o yazıdaki iddiaları ciddiye alıp cevap vermemiş olmamız o iddiaları temel alan algı, yorum ya da senin yazında ifade ettiğin şekilde uyarıları meşru kılmaz. Elbette ki senin ya da herhangi bir gazetecinin yazısına ‘kaldır’ demek bir had değil ama sıkıntımız şudur ki yorum ve uyarının zemini olan Konak Belediyesi ile ilgili iddia da gerçek değil…”
“İddiaları ciddiye alıp cevap vermemiş olmamız…”
Bazen eskiden yaptığımız işi, sıkıntılarını, engelleri unutuyoruz.
Bulunduğumuz yer hep bizimmiş ve sanki oradan hiç gitmeyecekmişiz gibi davranıyoruz.
Oysa bütün makam ve koltuklar, hatta fiziksel varlığımız bile geçici.
Sultan Mahmut gibi yüzüğüme bakarak değil ama telefon ekranına bakarak “bu da geçer ya hu” diyerek şu yanıtı verdim: “Yazımın içinde tek eksik Erhan’ın bu yazıyı yakın zamanda yazdığını sanmamdır. Onu da “geçtiğimiz günlerde” yerine “geçtiğimiz yıl” olarak değiştirdim. İddia, ispat ciddiye almak, algı ya da yorum içeren cümleler yazının özünü değiştirmediği için bir değerlendirmede bulanmayacağım. Yazıyı kaldırma konusunda hala iyi niyetimi korumakla birlikte bu konuda önümüzdeki günlerde kaleme alacağım yazıda belediyeniz için belirttiğin uyarılara yer vereceğim, karar okuyucunun olacaktır.“
Evet dediğim gibi “aynen” yer verdim ve karar gerçekten okuyanlarındır.
Hatta şimdi anlatacaklarım için bile…
Dediğim gibi gün boyu sadece Konak Belediyesi’nin açıklaması ile uğraşmadım.
Bir de yazıda ismi geçen Erkan Karaaslan vardı.
Kendisi bir arkadaşım aracılığı ile ulaştı.
“Bilgi edinmem” için yazdıklarımla ilgili açıklamasını iletti.
Yazdıklarının bir bölümünü şimdilik “ispat” edemeyeceğimden ve “kişilik haklarına saygı” gereğince kodlayarak vermek zorundayım.
Dediğim gibi asıl karar “okuyanlar” tarafından verilecektir.
Peki ne diyor Erkan Karaaslan?
“Şu yazının içerisinde tek tutarlı şey var, CHP’li belediyeler …… Hüseyin Soylu’nun elinde.
Burada yazılandan çok daha fazlası Hüseyin Soylu götürüyor. Adamı on senedir hiç görmedim görsem bir kaşık suda boğarım. Başıma gelenlerde onun kurduğu kumpasların çok etkisi var. Adamı (S.T.) tutuyor (V.A.) tutuyor.
Adam bütün CHP’li belediyelerde danışmanlık yapıyor. Biz de beğendiğimiz şu Serdar’ın yazdıklarına bak gerçekten çok ilginç kafa abi ya.
Abi sana biraz bilgi vereyim sen de bunla konuş gözünü seveyim artık bu işlere beni karıştırmasınız. Çünkü doğru değil haber doğru değil.
Bu Hüseyin Soylu üç kişiyle çalışıyor birisi (A) Belediyesi’nde FETÖ‘den atılan (A.U.) Bu kişi Mersin Adana’daki işlerini yapıyor. Ortağı (T. E.) Bu kişi (S) Belediyesi’nde Teftiş Kurulu Başkanı yapıldı şimdi. Türkiye Belediyeler Birliği buna bağlı. Türkiye Belediyeler Birliği’ndeki işlerini bu (T.E.) üzerinden yapıyor ve tüm belediyeleri buradan kendilerine bağlıyorlar.
Hüseyin Soylu şimdi daha çok Manisa İzmir Balıkesir bölgesinde çalışıyor. Bunların akıl hocası da Prof. (H.H.)
O da Türkiye Belediyeler Birliği üzerinden eğitimleri ve konuları organize ediyor. Geçen dönem (S.T.) bunları belediyelere yönlendirmişti. Bu dönemde de (G.Z.) bunları belediyelere yönlendiriyor. (S) Belediyesi’nde o yüzden Teftiş Kurulu Başkanı yapıldı (T.E.)
Bunlar ihale hiç girmiyorlar ama çok sayıda doğrudan temin yapıyorlar belediyelerde. Yani bir belediyede üç ya da dört doğrudan temin yapıp üç 4 milyon alıyorlar ellerinde nereden baksan 100 belediye vardır.
Ve bu paraları her sene alıyorlar.
(G.Z.) ve (S.T.) yerel yönetimlerden sorumlu kişiler. Bunlar aracılığıyla belediyelere tavsiye ediliyorlar ve her belediyenin zorunlu olarak çalışması gerektiği kişiler olarak biliniyorlar.
Belediye başkanları sevse de sevmese de bu kişilere danışmanlık veriyorlar. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri haraca bağlamış durumdalar.
Her belediyeden 5 milyon alındığını düşünürsen abi 500 milyon TL senede para topluyorlar ve karşılığında da herhangi bir çıktı vermiyorlar herhangi bir rapor doküman yok.
(T.E.) Bakırköy Belediyesi’nden ayrıldı. Hüseyin Soylu Aydın Büyükşehir’den ayrıldı. (A.U.) A Belediyesi’nden ayrıldı.
Bir suç örgütü ama ihale olmadığı için hiç yakalanılmıyor ve bulunmuyor gizli bir şekilde doğrudan teminlerle sistem yürütülüyor.
Sistemin çözülmesi için çok özel bir inceleme ve çalışma yapılması gerekiyor çünkü merkezi bir yerden aldıkları ihalelerin görülmesi mümkün olmuyor.
Şirketlerinde bir vergi incelemesi yapılsa kestikleri faturalar ya da MASAK incelemesi yapılsa kestikleri faturalar ve hangi belediyelere teklifler verdikleri ve tekliflerin yan tekliflerin neler olduğu hep aynı firmalar olduğu falan ortaya çıkar…”
Yukarıdaki tümcelerin tamamı Erkan Karaaslan’a ait.
Dediğim gibi isimleri ve şehirleri kodladım sadece.
“CHP’li belediyelere yeni turplar mı hazırlanıyor?” başlıklı yazımda özellikle belirttiğim gibi, Erkan Karaaslan’ın bir biçimde ulaştırdığı ve bildiği bu konuları iktidar partisi, polisi, savcısı bilmiyor mu?
Bence biliyor…
Ben de pek çok okuyan gibi Karaaslan’ın “anlattıklarına” şüphe ile yaklaşanlardanım.
Ancak gelişmelere bakarsanız mutlaka “inananlar da” çıkacaktır.
Ve bu bilgilerin yeni “turplar” olarak karşımıza çıkması yüksek bir olasılıktır.
Bu arada yeni öğrendiğim başka bilgileri de paylaşayım.
Hüseyin Soylu’ya ait “Sepra Eğitim ve Danışmanlık” şirketinden söz etmiştim.
Şirketin kurucusu, Aynur Karakaş Soylu.
Eşi mi kardeşimi olduğunu teyit ettiremediğimden yazmamıştım.
Yazıdan sonra çeşitli kaynaklardan Aynur Karakaş Soylu’nun Hüseyin Soylu’nun eşi olduğunu kesin olarak teyit ettirdim.
Başka bilgilere de ulaştım.
Erkan Karaaslan’a ait 27 Ağustos 2012’de İstanbul’da kurulan E-Yöntem isimli eğitim ve danışmanlık şirketinin kuruluş işlemlerini kim yapmış?
Aynur Karakaş Soylu…
Yani CHP’li belediyelerde “üstat” diye dolaşan Hüseyin Soylu’nun eşi.
Hadi bir başka bilgi daha vereyim.
Aydın 4.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan bir dava var.
Dosya numarası da 2022/448.
Suç ne?
İhaleye fesat karıştırmak.
Sanıklar kim?
Erkan Karaaslan ve Aynur Karataş Soylu.
İşin özetine gelince;
Israrla söylemeye devam edeceğim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “turpun büyüğü” sözü bana göre hiç de hafife alınacak söz değil.
Daha önce de söylediğim gibi, gazeteciye kadar ulaşabilen bilgilerin “iktidara” gitmemiş olması mümkün değil.
Turp olmamak için CHP’li belediyelerin çok daha “uyanık” olması lazım.
Yoksa cezaevlerinde hakikaten daha çok CHP’li “başkan” görürüz…
Haberin videosunu a3haber’in YOUTUBE kanalından izleyebilirsiniz





