Sedat Servet Hocaoğlulları. 1969’da İstanbul’da doğdu. İlkokulu ve lise öğrenimini (İmam Hatip Lisesi) Gaziantep’te tamamladı. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra aynı üniversite bünyesinde “Din Sosyolojisi” dalında “İslâmî Açıdan Sivil Toplum ve Orta Tabakalaşma” konulu teziyle yüksek lisansını tamamladı.
Sedat Servet Hocaoğulları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın baş danışmanı Mehmet Uçum‘a yakınlığı ile biliniyor. Her konuda söyleyeceği bir şeyi olan Mehmet Uçum hukukçu kimliği nedeniyle yeni anayasa tartışmalarında önde hatta en önde. Geçtiğimiz günlerde bir yazı kaleme aldı Hocaoğulları “Devlet dudak üflemesiyle dönen rüzgar gülü mü?” başlıklı.
Mail yolu ile şahıslara aktarılan bu yazıyı önemsedim. Çünkü Uçum ekibinin devlete, hayata nasıl baktığının ipuçlarını veriyor yazı. Dolayısıyla önümüze gelebilecek anayasanın şeklini ve içeriğini de. Çok uzundu. Ben bir özet çıkardım.
Aslında “devlet biziz” mantığını ve bu mantığın AKP’de nasıl vücut bulduğunu net biçimde ifade ediyor yazı. Son günlerde AKP taraftarlarının özellikle sokaktaki çığlığa karşı nobran bakışını da yansıtıyor.
Erdoğan devlet mi oldu yoksa devlet Erdoğan mı?
Yazı bir ön yorumla başlıyor.
Soruşturmada kritik cümle şudur. İmamoğlu ne demişti “Beni delikanlıysanız alın! Milyonlar sokağa dökülür; erken seçime gitmek zorunda kalırsınız!…”. Parmak salladığı devletti!… Devlet bu çağrıya cevap verdi: Geldim!…
Muhalefet istediği kadar “Erdoğan yürütüyor bu süreci; Diktatör!… Devlet bitti; Tek bir adam dudağı ile emrediyor ve tüm devlet işliyor!….” dese de; gerçek bu değil; asıl gerçek şu: Bu operasyonu bizzat devlet yönetiyor. Devlet Erdoğan’ın dudak hareketiyle hareketlenecek bir rüzgar gülü değildir!…
Devlet bütün mekanizmalarıyla; 29 Mayıs 2023 seçim sabahı Suriye’ye odaklandı. İki büyük hedef gözetti: Türkiye’deki Arap ve Kürt halkı üzerinden operasyon yemeden; Şam’a girmek ve Öcalan’a çağrı yaptırmak!… Bu strateji üzere çalışırken; içeride sorun yaşamak istemiyordu. Nitekim devlet Erdoğan’ın seçildiği 28 Mayıs 2023 itibariyle hızla Suriye odağını yoğunlaştırdı ve Erdoğan’ın gideceğinden emin olan İmamoğlu’nun organize işlerine yönelik delil toplamaya başladı.”
Devam ediyor yazı…
Devlet düğmeye bastı: Suriyeliler konusunu sokak hareketlerine çevirmeyi planlayan Ümit Özdağ’ı içeri aldı. Gezi olaylarında rol alan ve yeni sokak hazırlık içinde olan sanatçılara göz dağı için bir kadın menajeri içeri aldı. Hatta bu işin parçası olan astrolog bile alındı. Son aylarda içeri alınanların tamamına dikkat kesilelim; istisnasız hepsi “Sokağa dökme!“de pozisyon alacak her çevreden kişi vardı.
Devletin başına geçmenin usulleri, kuralları, şartları var! Belediye parasıyla ve Erdoğan nefreti rüzgarıyla işler yürümez!… Özellikle de devlet Suriye üzerinden çok büyük hasar alacağı küresel kuşatma altında iken; mücadele ederken… Afra-tafra dinlemez.
Onun için altını kalın çizgi ile çizip tekrarlayalım: Devlet 28 Mayıs 2023 yılından beri zaten hazırlık içindeydi. Ve İmamoğlu’na şimdi “Devleti tanıtayım sana!” sürecini başlattı.
Öcalan’ın çağrısı; El-Şara’nın 13 günde Şam’a girmesi; DEM ile yeni anayasa süreci. Aralarında doğrudan ilişki var. Aynı resmin pazılları… bunlar.
Devlet “İşim başından aşkın; Suriye’de yedi düvelle mücadelem var; “İç cephe sağlam olsun!” Fakat birilerinin Cumhurbaşkanı kariyer planı için şantaj yapmasına ve halkı kışkırtmasına izin vermem!… Durum bu kadar açık ve net!” deyip durdu aslında.
Devletin Erdoğan ile uyumu “katıksız tam”lık üzeredir. Hatta AK Parti’ye yönelik “devletleşti” eleştirisi de bu bağlama oturur. CB Erdoğan’ın AK Parti dahil diğer konulara odaklanacak ne vakti var ne zihni konforu. CB Erdoğan son nefesine kadar devletin küresel stratejilerine eşlik eden tecrübeli ve uyumlu devlet adamı olma ödevini sürdürüyor, o kadar.
Sadede gelirsek: Olan şudur: İmamoğlu İstanbul belediye başkanı olduğu gün itibariyle, bütün hedefi Cumhurbaşkanı olmaktı. İstanbul ile hiç ilgilenmedi. Parasını kariyerine ve ortaklarına harcadı. Erdoğan’ı istemeyen seçmen de “Hizmet istemiyorum!… Erdoğan gitsin istiyorum!” duygusuyla İmamoğlu’nun İstanbul’u ihmalini sorun etmedi. Üstelik DEM ile ittifak da işin omurgasıydı. İmamoğlu da “Millet hizmet beklemiyor benden; Erdoğan’ı devirmeme motiveli! Bu fırsatı kaçırmamayım!…” diye inat etti.
Olmadı… Olmayacak. Üstelik DEM omurgası da kırıldı!…
Suriye’de Şam’a girilmesi ve Öcalan’ın çağrısı…ise; bütün planları bozdu; asabı bozdu; CHP içi ark plan ittifakları da bozdu!…
Peki bu büyük fotoğraf, gerçeklik o kadar açıkken; neden bin bir senaryoyu konuşuruz? Çünkü muhalefet ve iktidar VR gözlüğünü takıyoruz ve girdiğimiz simülasyonu gerçeklik sanıyoruz. Tabii, şu ihtimal de yok değil; Devlet operasyonu bitirene kadar vatandaşına bir VR gözlük takar ve zaman kazanır!… İşlem tamam olunca; VR gözlüğü alır! Kısa süreliğine bir kararma olur ama çıplak gözle gerçeklik görülür…
Bugünlerde hafif kararma olacak; fakat gerçeklik berraklaşacak.”
Yazının ana noktalarını okudunuz. Gördüğünüz gibi devletle bir bütün haline geldiğine inanan AKP’nin bulunduğu yer. Ve öyle kolay gitmeyecekler gibi duruyor.
Bu haberin videosunu A3Haber’in Youtube kanalından izleyebilirsiniz





