Türkiye’de depremlerin bir görünen yüzü var bir de görünmeyen.
Görülen yüzünde acı var, endişe var, korku var.
Görünmeyen yüzünde ise rekabet, ötekileştirme ve hırs var.
Öylesine güçlü duygular ki, kimi zaman insanlıktan bile çıkartıyor.

İki resim dikkatimi çekti son depremde.
İkisi de siyasetçilerin depreme bakış açısını görebilmek için örnek bence.
İlki depremin olduğu Cuma akşamı geç saatlerde çekilmiş.

 

Masanın en ortasında oturan kişi Binali Yıldırım.
Eski Başbakan ve eski TBMM Başkanı.
Şu anda ise sadece AKP’nin İzmir Milletvekili.
Sol yanında Çevre ve Şehircilik Bakanı, onun yanında İzmir Valisi.
Sağ yanında Tarım Orman Bakanı, onun yanında Adalet Bakanı.

Basın toplantısı başlar başlamaz mikrofonu kapan Binali Yıldırım.
Depremle ilgili bilgi veriyor, çalışmaları anlatıyor vs.
Bakanlar ise sadece dinliyor.
Devlet protokolü desen değil.
Parti çalışmasını desen hiç değil.
Peki Binali Yıldırım tam da orta yerde ne arıyor?
Eski Başbakan ya da eski TBMM Başkanı olması ona böyle bir hak veriyor mu?
Yasalarımıza göre hayır.
Ama “ben yaptım oldu” mantığı işleyince oluyor.
Yıldırım’ın ardından bakanlar konuşuyor, deprem hakkında “devlet” adına bilgi veriyor.
İşte tam da bu toplantıda olması gereken bir isim ise masada yok
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer.
Atanmış bakanlar devlet adına konuşuyor ama şehrin seçilmişi belli ke davet bile edilmemiş.

İkinci resim ise depremin ikinci günü İzmir’e gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay.
Fotoğrafın çekildiği yer de AFAD’ın koordinasyon merkezi.

Oktay’ın sol yanında Sağlık Bakanı, onun yanında Milli Eğitim Bakanı, onun yanında ise Adalet Bakanı.
Sol yanında ise Çevre ve Şehircilik Bakanı, onun yanında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı.
Kim yok?
Yine İzmir’in seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer.

Kimi bakanlar enkaz tepesinde saatlerce dolaşıyor, yetmiyor enkaz altındakilerle telefonla konuşup danışmanına görüntü çektiriyor, eski başbakan sanki devlet yetkilisiymiş gibi bakanları yanına alıp toplantı düzenliyor, devlet ise neredeyse hiçbir toplantısına İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı’nı katmıyor.

Buna da koordinasyon diyoruz…

Memleketin ana muhalefet partisi lideri deprem bölgesinde yanında tek bir devlet yetkilisi yok, bir başka muhalefet partisinin genel başkanın ziyaretinde de aynı görüntüler.
Depremi yaşayanlar, evlerini, işlerini, yakınlarını kaybedenler hissediyor.
Bir de evini terk etmek zorunda kalıp sokakta kalanlar.
Gerisi siyasetin kurbanı…

Tarih tekerrür eder derler ama biz de sürekli felaketler tekrar ediyor.
Deprem doğa olayı tamam anladık.
Kötü binaları yıkıyor onu da yaşadık.
Peki sürekli tekrar eden, üstelik de devleti yöneterek asıl sorumlu olanların davranışları?
Siyaseten selden kütük çalma çabaları.
Onu ne ile açıklayacağız?
Yine siyasetle mi?
Aslında yaşananlar nedir biliyor musunuz?
İktidar kavgası…

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin