Siyasette hiçbir ilişki gizli kalmaz, hiçbir rant hikayesi yarım bırakılmaz ve en önemlisi; gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi çok kötü, çok inatçı bir huyu vardır.

Yıllar önce, takvimler 2020’yi gösterirken A3haber’de bir haber yazmıştım. İzmir Karşıyaka Belediyesi’nin Şemikler’deki denize sıfır, serbest gökdelen imarlı kupon arazisini, hani şu “milletin… koyacağız” diye başlayan o meşhur küfürlü vecizenin mucidi Mehmet Cengiz’e, yani Cengiz İnşaat’a nasıl altın tepside sunduklarını belgeleriyle yazmıştım. 

Kendi kurdukları takdir komisyonlarının 32 milyon lira değer biçtiği yeri, Cengiz İnşaat “Çok pahalı, biraz indirim yapın” diye itiraz edince bir gecede 20 milyon liraya nasıl indirdiklerini tek tek deşifre etmiştim.
Kendi komisyonunun kararına bile sadık kalamayan belediyecilik anlayışıydı bu…
Vay sen misin yazan…
O dönemin Karşıyaka Belediye Başkanı, bugünün ise taze AKP’lisi Cemil Tugay ve arkasına dizilen o kadrolu halkçı koruma kalkanı beni adeta aforoz etmişti. Sosyal medyadan üzerime salınan troller mi istersiniz, klavye arkasından “Bu Serdar Öztürk zaten tetikçi, belediyeyi yıpratıyor, AKP’nin ekmeğine yağ sürüyor, başkanı yedirmeyiz” diye yırtınan fonlu klavye şövalyeleri mi istersiniz hepsi vardı… 

Bir de bu şaibeli satışı kutsal bir görevmiş gibi hukuka uygun ilan etmek için takla atan kimi meslek odası yöneticileri ve sendikacılar vardı tabii. O günlerde benim haberlerimi mesnetsiz ilan edip ballı satışa alkış tutan oda yöneticileri ve sendika temsilcileri, çok değil birkaç ay sonra belediyede müdür olarak koltukları kapıvermişti. 
Ne ala memleket…
Tam “Bir sor niye yaptım?” modundaydılar. 
Sorsan, her şeyi kamu yararı için yapmışlardı.
Bana sosyal medyada salladıkları o had bildiren parmakları, etrafıma örmeye çalıştıkları o kibir duvarlarını, attıkları o çirkin iftiraları hiç unutmadım. Ama gerçek gazetecilerin dediği gibi; “zaman en iyi müfettiştir.”

Bugün o klavye şövalyelerinin, o ateşli Cemil Tugay hayranı trollerin sayfalarına bakıyorum; çıt yok. Profil resimlerini mi değiştiriyorlar, eski tweetlerini mi siliyorlar belli değil. Derin bir sessizlik hakim. 
Neden olsun ki? 
Çünkü Cemil Başkan nihayet resmi olarak safını seçti ve AKP’ye katıldı.
E, hani biz AKP’nin ekmeğine yağ sürüyorduk? 
Adam direkt fırını fırıncıya teslim etmeye gitmedi mi?

Aslına bakarsanız işçi sınıfı ve emekçileri bu gözü yaşlı holding sevdasına ve emeğe kurulan pusulara hiç yabancı değildi. Hani 1991 Madenci Yürüyüşü‘nde hep bir ağızdan haykırılan o efsanevi “Çankaya’nın şişmanı, işçi düşmanı” sloganını aslanım sosyal demokrat Cemil Tugay da yaşatmadı mı hepimize? 

Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Ben zenginleri severim, fakirler de biraz gayret etsin” edasıyla ülkenin kupon arazilerini parsel parsel holdinglere ikram ettiği, emeği ve sendikayı ezip geçtiği o şakır şakır ANAP’lı yıllardan devranın dönüp, koltukların değiştiği, göbek çapları yenilendiği ama o vizyoner ANAP ruhu yerel yönetimlerin kılcal damarlarında adeta yeniden hortladığını Cemil Tugay başkanlığı döneminde yaşatmadı mı hepimize?

Dünün “Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz” diyen o neşeli, tonton muhafazakarlığının yerini; “Arsayı Cengiz’e indirimli tarifeden satmakla solculuğumuz elden gitmez ya canım” diyen ultra-modern-halkçı-toplumcu belediyeciliği Cemil Başkan’ın döneminde görmedik mi? 

Sloganın patent ve telif hakkı rahmetli Özal’da kalmıştı ama görünen oydu ki Cemil Başkan bu işin franchise hakkını kapıp İzmir şubesini açmaya karar vermişti. 
Tabela sol görünüyordu ama içeride tıkır tıkır Cengiz İnşaat bayiliği ve katıksız bir emek düşmanlığı çalışmıyor muydu?
Üstelik bu franchise modelinin en özel hizmeti neydi biliyor musunuz? 
Grev kırıcılığı… 
Solcu başkanımız, belediye işçileri anayasal haklarını kullanıp greve gidince ne yaptı hatırlarsınız. Hemen solculuk maskesini kenara fırlattı, eline eldivenleri geçirip kameralar eşliğinde sokaklardan çöp topladı. Adeta sarı sendika genel başkanı edasıyla kendi işçisinin hak arama mücadelesini sabote etmek için sokaklarda temizlik şovu yaptı. 

Yahu adama sormazlar mı; kendi işçine, emekçine gelince eline eldiven takıp çöpçülüğe soyunacak kadar çalışkan ve katı bir grev kırıcısıydın da denize sıfır milyarlık kupon araziyi Cengiz’e indirimli tarifeden devrederken niye bu kadar cömert, niye bu kadar uysaldın?
İşçiye karşı eldiven takıp barikat kurdun da holdingi görünce neden kırmızı halı serdin? Arabayı satıp bisiklete binerek şov yapmak da eline süpürge alıp emekçinin ekmeğiyle oynamak da ancak böyle bir franchising dehasından beklenebilirdi zaten. 

Neyse ki artık ruh ikizlerinin yanına, yani zenginleri sevenlerin, emeğe mesafeli olanların saflarına resmen transfer oldu da gizli gizli işçi düşmanlığı yapma zahmetinden kurtuldu. Aşkını da grev kırma tutkusunu da artık yeni rozetiyle, özgürce yaşayabilir…

Vallahi şaşırmadık. Aslına bakarsanız içimiz rahatladı, üzerimizden büyük bir yük kalktı. Düşünsenize, adamcağız yıllarca arkada beşli çete denilen müteahhitlerle iş yapıp, önde solcu, halkçı, sosyal demokrat taklidi yapmaktan herhalde perişan olmuştu. 
Kolay değil tabii… 
Ruhun Cengiz İnşaat’ın gökdelen plazalarında ranta doğru kanat çırparken, bedenin CHP kürsülerinde halkçılık, liyakat, devrimcilik nutukları atması ciddi bir omurga yorgunluğu yaratır. 

Meğer Cemil Bey suçlu değilmiş yahu, adamın günahını almışız
Yorgunluktan yüzüne estetik yaptıracak duruma gelmiş.
Kendisi meğer AKP’liymiş de CHP’de sadece yedi yıllık vadeli stajını yapmış. 
Asıl şirketine, ana ocağına geri dönmüş. 
Fabrika ayarlarına, ruh ikizlerinin yanına kavuşmuş, çok görmemek lazım. 
Muhtemelen rozet takma töreninde de içinden “Sonunda be, yemin ederim rol yapmaktan ciğerim solmuştu” demiştir.

Tabii bu muazzam stajyerlik hikayesinin arkasında bir de parti içi pembe dizi varmış, onu da yeni öğrendik. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kaybettiği  kurultaydan sonra halefi Özgür Özel’e “Bu adamın (Tugay’ın) heybesinde büyük defolar var, sakın bunu bir daha İzmir’de belediye başkan adayı gösterme” diye tembihlemiş. İki lider arasında mezara gitmesi gereken bu sır taze taze Cemil Tugay’a fısıldanmış. Tugay da bakmış ki CHP genel merkezinde zemin kaygan, defolar da masada, hemen korunaklı sağ limana kapağı atmış. 

Zamanında Genel Merkez’in Cengiz İnşaat sessizliğine dair sayfalarca yazı yazdığımda, partinin kurumsal kimliğinin arkasına saklanıp bana hain muamelesi yapan o troller, o koltuk kapma sevdalısı odacılar şimdi ne diyecek? 
Sahi, hain kimmiş? 
Başkan Tugay’dan koltuk kapıp gerçeği çarçur edenler nerede?
Kimi büyükşehirde daire başkanı, kimi belediyelerde müdür, kimi Yeni Parti’de yönetici, kimi belediye başkanı seçildi. 
Belgeli, ilkeli, canı pahasına gazetecilik yapan biz mi, yoksa ana muhalefet partisini sadece kişisel kariyer basamağı olarak kullanıp ilk krizde sağ iktidarın kollarına koşan stajyer başkanınız mı hain oldu şimdi?

Cemil Tugay’ın AKP’ye transferi aslında İzmir siyaseti için bir kayıp değil, tam tersine harika bir arınmadır. Maskelerin düşmesi, taklitlerin son bulması, herkesin nihayet kendi rengine boyanmasıdır. Artık AKP saflarında Cengiz İnşaat ile daha rahat, daha şeffaf ve araya hiç halkçılık, sosyal belediyecilik paravanı koymak zorunda kalmadan, göğsünü gere gere çalışabilir. 
Ne de olsa artık ortam müsait, zemin beton…

Ne diyelim, staj dönemi bitti, profesyonel meslek hayatında başarılar Cemil Başkan. 

Biz yine buradayız; arşivimiz de kalemimiz de her zamanki yerinde duruyor.  Bakalım sırada CHP’de staj yapıp asıl kadrosunu bekleyen diğer gizli hayranlar kimler olacak? 

İzleyip, yazıp, keyfimize bakmaya devam edeceğiz.

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin