Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel 3 Nisan 2026’da Manisa’daki toplu açılış töreninde partisinin Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban’ı işaret ederek “Sıcacık belediyecilik anlayışı için hem duruşuyla hem yaklaşımıyla hem dünyaya bakışıyla, ona bakınca Terzi Fikri’yi hatırlıyorum” dedi.
Özel, yaşı gereği Terzi Fikri ve Fatsa Belediyesi’ni okudukları/duydukları ile biliyordur. O döneme yaşayarak tanıklık etmiş biri olarak sadece şu tümceyi kurayım. Terzi Fikri’den sonra bir daha Fatsa Belediyesi’ni kazanmak hiçbir sol/sosyal demokrat partiliye nasip olmadı. Bunun nedenlerini iyi düşünmek, öyle herkese de Terzi Fikri benzetmesi yapmamak gerekir. Neden böyle düşünüyorum açıklayayım…
Türkiye’de yerel yönetimlerin ortaklıkları, yani belediye şirketleri, kamu kaynağını halka hizmet olarak ulaştırmanın en pratik aracı olarak bilinir.
Ancak madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde; bu şirketlerin denetimden uzak, kamu ihale kanununun arkasından dolanmak için birer paravan olarak kullanılabileceğine dair Sayıştay raporlarında yüzlerce örnek bulabilirsiniz.
İşte bunlara örnek olacak Manisa Yunusemre Belediyesi’ne gelin birlikte bakalım.
Beni en çok şaşırtan; derinlemesine kaynak çalışması sırasında, sıradan bir usulsüzlük iddiasının çok ötesinde; bağlantılar ve rastlantı ile açıklanamayacak bilgilerin ortaya çıkması.
Kağıt üstünde uydurulan küsuratlı rakamların ve gizemli özel ortakların rol aldığı öyle santimetrik bir saadet zinciri ortaya çıktı ki; buna gazetecilik literatüründe denilse denilse sınır mühendisliği denir.
Şimdi arkanıza yaslanın ve devletin resmi sicil kayıtları, mahkeme kararları, iptal edilen ruhsatlar ve EKAP’ın (Elektronik Kamu Alımları Platformu) veri tabanından çıkardığımız bu sarsıcı dosyayı Terzi Fikri’yi ve onun belediyecilik anlayışını düşünerek okuyun.
Bu devasa hikayenin iskeletini ve yönünü anlamak için devletin resmi kayıtlarında kronolojik bir tarama yaptığımızda, karşımıza her kapıyı açan tek bir isim çıkıyor: Mimar Yusuf Ataç. Yusuf Ataç, Yunusemre Belediyesi’nde Fen İşlerinden Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı koltuğunda oturuyor. Yani ilçenin yollarına, hangi mahalleye kaç metrekare kilit parke taşı döşeneceğine, ihalelerin teknik şartnamelerine ve yaklaşık maliyetlerine idari olarak karar veren ve altına imza atan en yetkili makam.
Buraya kadar her şey normal idari hiyerarşidir. Ancak kamunun parası tam bu noktadan sonra, hukuk literatüründe çıkar çatışması (conflict of interest) olarak adlandırılan kapalı devre bir tünele giriyor.
Peki, sistem nasıl işliyor?

Birinci aşamada Yusuf Ataç’ın başında olduğu Fen İşleri Müdürlüğü, kilit parke taşı alımı için bütçeyi onaylıyor. İkinci aşamada bu ihaleyi almak üzere devreye giren şirket; 19 Ağustos 2024’te adresini apar topar Yunusemre Belediyesi binasına (No:157) taşıyan ve yönetim kurulu başkanlığına 3 yıllığına Yusuf Ataç’ın seçildiği Manisa Yunusemre İnşaat Yatırım A.Ş. oluyor. Üçüncü aşamada ihaleyi alan Yunusemre Yatırım A.Ş., kendisi üretim yapmadığı için taş tedarik etmek için piyasaya çıkıyor Taşı nereden mi almaya karar veriyor? İlk 3 yıl için yönetim kurulu başkanlığı koltuğuna yine Yusuf Ataç’ın oturduğu Yunusemre Taş A.Ş.’den. İhaleyi tasarlayan idari makam aynı, yüklenici şirket başkanı aynı, malı satan tedarikçi şirket başkanı aynı. Kamu kaynağı bir şirketten diğerine, aynı kişinin imzasıyla aktarılıyor. Peki, bu paralar sadece belediye kasaları arasında mı dönüyor? İşte hikayenin asıl bombası bu şirketlerin ortaklık yapısında gizli….

Devletin açık kaynak sicil kayıtlarından Yunusemre Taş A.Ş.’nin kurumsal künyesini açıyoruz. Sermayesi 500 bin TL olan bu şirketin hisselerinin tamamı kamuya ait değil. Şirketin hisse dağılımı aynen şu şekilde tescillenmiş: 225 bin TL’lik pay (yüzde 45) Manisa Yunusemre İnşaat Yatırım A.Ş., 225 bin TL’lik pay (yüzde 45) Dinçler Altyapı İnşaat Nakliyat Gıda Otomotiv Sanayi A.Ş. Kalan küçük paylar ise şahıslara (Hüseyin Çelebi ve Sebahettin Elçi) ait.
Şimdi bu yüzde 45’lik hissenin sahibi olan Dinçler Altyapı’nın izini sürelim.
Ticaret sicil kayıtlarına göre bu şirket, Ömer Dinç adında bir şahsa ait ve ilk adresi Sugözü Küme Evleri No:75 Elazığ. Şirket 11 Eylül 2020’de, durup dururken merkezini Elazığ’dan alıyor ve Manisa’nın hemen yanı başındaki İzmir Menemen’e (Mermerli Mahallesi) taşıyor. Menemen’e taşınan bu şirket, çok kısa süre sonra Manisa Yunusemre Belediyesi’nin taş şirketine neredeyse yarı yarıya (yüzde 45) ortak ediliyor…
Sosyal medya kayıtlarında memleketi Batman olarak görünen Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ataç ile Elazığ’da kurulup Menemen üzerinden Manisa’ya sızan Ömer Dinç’in yolları geçmişte nerede kesişti? Yusuf Ataç’ın belediyeye girmeden önceki serbest mimarlık ofisi olan A.Y.S. Ataç Yapı Mimarlık döneminde bu şahıslarla ortak bir ticari projesi var mıydı? Manisa nere, Elazığ nere, Menemen nere? Kamu bütçesi üzerinden dönen kâr payının yüzde 45’inin doğrudan bu özel firmanın kasasına gitmesinin kriteri nedir bilen yok.

Elimizdeki bir başka resmi evrak, Manisa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Dairesi’ne ait. Resmi yazı diyor ki; Yunus Bel İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına Uzunburun Mahallesi No:85 (2 Pafta, 98 Parsel) adresinde düzenlenen Asfalt Üretimi ve İşleme Tesisi ruhsatı, 22 Aralık 2023 tarihinde resmen İPTAL edilmiştir. Kamu şirketinin dev şantiyesinin ruhsatı çevre veya imar gerekçesiyle iptal ediliyor ancak o dev tesis tesadüf bu ya bir gün bile boş kalmıyor. Birebir aynı adrese (Uzunburun No:85), aynı binalara apar topar özel ortaklı Yunusemre Taş A.Ş. yerleşiyor. Şirketin genel müdürlüğüne kim getiriliyor? İrfan Aydemir.
İrfan Aydemir kim diye soracaksınız…
Manisa’da siyaset yapan/belediyelerle ilişkisi olan herkes biliyor ama söyleyeyim. Aydemir bir dönem AKP’li Mehmet Çerçi’nin de gözde müteahhitlerinden. Bu kadar bilgi benden. Gerisini sağınızda solunuzdaki siyasilere sorun detayları ile anlatırlar…
Şimdi yapbozun en karanlık parçasını yerine oturtmamız gerekiyor Bunun için de devletin resmi kayıtlarından MANİSA TAŞ MADENCİLİK A.Ş.’nin sicil dosyasını açıyoruz. Bu özel maden şirketi, 18 Kasım 2021’de tam da bu adrese (Uzunburun No:85) Uzunburun Şubesi adıyla yeni bir şube açıyor Şubenin temsilcisi kim? Yine İrfan Aydemir…
Bitmedi…
9 Mayıs 2024 tarihli yönetim kurulu kararıyla, Manisa Taş Madencilik A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na kim seçiliyor? Yunusemre Belediyesi Başkan Yardımcısı Yusuf Ataç.
Tabloyu görebiliyor musunuz?
Harita üzerinde koordinatları ve tapu parselleri yüzde 100 çakışan Uzunburun No: 85 adresindeki dev üretim tesisinde yan yana duran kamu görünümlü şirket ile özel maden şirketinin yöneticileri, genel müdürleri ve imza yetkilileri (Yusuf Ataç ve İrfan Aydemir) tamamen aynı isimler…
Buna kamu gücü ve imkanları, özel bir maden şirketinin (Manisa Taş Madencilik) halihazırdaki şantiyesini ve üretimini belediye iştiraki maskesiyle fonlamak için paravan yapılmış demeyeceğiz de ne diyeceğiz?


Şimdi geldik işin akçeli bölümüne…
Bu kurulan çarkın finansmanı, yani parası nereden sağlanıyor?
İşte burada devreye Kamu İhale Kanunu’nun (KİK) arkasından dolanma operasyonu giriyor. Kanunun 5. maddesi açıkça; “Eşik değerlerin veya parasal limitlerin altında kalmak amacıyla mal veya hizmet alımları kısımlara bölünemez. Rekabet sağlanmalıdır…” diyor.
Peki öyle mi yapılıyor?
Yunusemre Belediyesi’nin MAYEB A.Ş. şirketi, takvimler 24 Şubat 2025’i gösterdiğinde EKAP sisteminde bir dünya rekoruna imza atıyor.
Tek bir kalemde, açık ihale usulüyle yapılması ve tüm Türkiye’deki üreticilere açılması gereken 14 bin metrekarelik kilit parke taşı alım işini, doğrudan temin limitlerinin altında kalsın diye tam 4 parçaya bölüyor.
Bununla kalmayıp ihaleleri aynı gün, aynı saatlerde peş peşe sisteme giriyor.
İhale 1: (25DT378802): 4.000 m² taş = 660.000,00 TL.
İhale 2: (25DT378916): 3.000 m² taş = 495.000,00 TL.
İhale 3: (25DT762264): 3.000 m² taş = 495.000,00 TL.
İhale 4: (25DT841535): 4.000 m² taş = 660.000,00 TL.
Sadece bir tek günde, tek bir şirkete (Yunusemre Taş A.Ş.) doğrudan temin yoluyla rekabetsiz, ilansız tam 2 milyon 310 bin TL aktarılıyor.
İş tek parça ihale edilseydi açık ihale olmak zorundaydı.
Dışarıdan başka hiçbir firma girip fiyat kırmasın, iş adrese teslim gitsin diye yapılan bu sınır mühendisliği, ihale hukukunun açıkça çiğnenmesi değil midir?

Sadece bu kadarla kalsa iyi…
Belediyenin ana inşaat şirketi YUNTAŞ A.Ş.’nin Mart 2025’te aynı adrese kestiği ihalelerin Birim Fiyat Teklif Cetvellerine baktığımda ise olay tam bir kara mizaha dönüşüyor.
Neden mi?
Sahada mühendislerin ölçüm yapıp, sokak sokak ihtiyaç belirleyip ihale listesi hazırladığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
7 Mart (25DT475475) ve 14 Mart (25DT475686) tarihli ihalelerin listelerinde, kilit parke taşı miktarı olarak tam 9 kez alt alta 98,74 metrekare yazılmış.
Dünyanın hiçbir şantiyesinde, hiçbir sokağında tesadüfen 9 kez üst üste 98 metrekare 74 santimetrekarelik bir ihtiyaç doğmaz.
Üstelik parke taşı dediğiniz şey de paletle veya yuvarlak hesapla satın alınır. Santimine kadar uydurulmuş küsuratlar, aslında ihalelerin sahada fiziki bir karşılığı olmadığının, tamamen bilgisayar başında bir bütçe denkleştirme şablonuyla kopyala-yapıştır yapıldığının itirafı değil midir?
Hatta aynı listelerde yer alan 12,34 metre kare ve tam iki katı olan 24,68 metre kare gibi klavye ardışıklığıyla yazılmış hayali rakamlar, bu kurmaca listeleri hazırlayanların kamuoyunun aklıyla nasıl alay ettiğini gösteriyor mu?
Olsun, nasıl olsa kim bakacak, kim kontrol edecek değil mi?
Geldik başka bir soruya…
Peki, bu sistem neden bu kadar devasa biçimde fonlanıyor?
Bunun için de Manisa Yunusemre İnşaat Yatırım A.Ş.’nin sermaye kronolojisine bakmaktan başka çaremiz yok.
Ağustos 2024’te sadece 250 bin TL sermaye ile devralınan bu şirket; 15 Kasım 2024’te 2,7 milyon TL’ye, 5 Aralık 2025’te 12,7 milyon TL’ye ve 15 Ocak 2026’da tam 27,7 milyon TL’ye çıkarılıyor.
Bununla da yetinilmiyor…
16 Haziran 2026’de Karaali Mahallesi 190 Ada 7 parselde kayıtlı olan belediyeye ait bir arsa, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararıyla 30 milyon 658 bin 950 TL bedelle bu şirkete ayni sermaye olarak ekleniyor.
Şirketin sermayesi bir anda 58 milyon 408 bin 950 TL’ye fırlatılıyor.
Böyle yapılınca kamu mülkleri ve arsaları, şirketin özel ortakların da (Ömer Dinç, İrfan Aydemir) finansal olarak fonlaması için bu şirkete transfer edilmiş olmuyor mu?
Böyle bir sürü ihale var ama kafanız daha fazla karışmasın diye örnek olarak birkaçını yazıya almak zorunda kaldım, yoksa elbette dahası da var.
Şimdi konuyla ilgili sorularımızı gönderelim gitsin. Sonuçta biz gazeteciyiz. Elimizde ne kolluk gücü var ne de savcılık yetkisi. Biz sadece devletin açık kaynaklarındaki belgeleri vatandaşın bilgisine sunar, resmi evraklar arasındaki kurumsal bağları ortaya sereriz. Şimdi şeffaflık iddiasıyla koltukta oturan Yunusemre Belediye yönetimine, Başkan Yardımcısı ve kimi şirketlerin Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Yusuf Ataç’a kamuoyu adına soruyoruz:
1. Açık ihale yaparak rekabet sağlamak yerine, ihaleleri aynı gün içinde 4 parçaya bölerek doğrudan temin limitlerinin arkasından dolanmanın yasal gerekçesi nedir?
2. Belediye şirketinin kazandığı ihalelerin karının aslan payı, neden yüzde 45 ortaklık payıyla Elazığ-Menemen hattındaki özel bir şirkete de akıtılmaktadır?
3. Belediye ile özel şirket arasındaki bu ortaklığın kurulma kriteri nedir?
4. İhale cetvellerine yazılan 98,74 metre kare veya 12,34 metre kare gibi küsuratlar, bu ihalelerin aslında sahada karşılığı olmayan, sadece kağıt üstünde para döndürmek için kesilen hayali listeler olduğunu mu göstermektedir?
5. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin 22 Aralık 2023‘te resmen ruhsatını iptal ettiği Uzunburun No: 85adresindeki bu şantiye sahası için Yunusemre Taş A.Ş. adına sıfırdan yeni bir İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile ÇED raporları alınmış mıdır? Yoksa tesis yasal izinleri olmadan kaçak mı çalıştırılmaktadır?
Şimdi top adli makamlarda, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinde ve Sayıştay denetçilerinde. Bakalım bu santimetrik hesaplanmış saadet zincirine kim dur diyecek?
Terzi Fikri’nin bu kadar ince hesap yaptığını ben hiç tanık olmadım.
Bu kadar ince hesaptan da Terzi Fikri çıkar mı, hiç sanmam…




