İnsansız Hava Araçları (İHA’lar) son yıllarda hem sivil hem askeri alanlarda önemli bir yer edinmiştir. Türkiye, bu alanda özellikle Baykar Teknoloji (BAYKAR) ile öne çıkmaktadır. 

İnsansız Hava Araçları (İHA) Nedir?

İHA’lar, insan pilot olmadan uzaktan kontrol edilen ya da otonom olarak uçabilen hava araçlarıdır. Kullanım alanlarına göre genellikle ikiye ayrılır:

1. Sivil Kullanım

            • Tarım (ilaçlama, analiz)

            • Haritalama ve arazi ölçümü

            • Kargo taşımacılığı

            • Film/TV çekimi

            • Arama-kurtarma

2. Askeri Kullanım

            •  Keşif ve gözetleme

            • Hedef tespiti

            • Sinyal istihbaratı

            • Saldırı ve imha görevleri

Baykar, Türkiye merkezli bir savunma sanayii şirketidir ve İHA üretiminde lider konumdadır. 2000’li yıllardan itibaren İHA geliştirme çalışmalarına başlamış, özellikle 2010’lu yıllardan sonra büyük bir atılım gerçekleştirmiştir. Üstelik Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının şirketi olması nedeniyle fazla göz önündedir. 

Baykar’ın Öne Çıkan Ürünleri:

1. Bayraktar Mini İHA

            • İlk yerli mini sınıf İHA’dır (2007’de TSK envanterine girdi).

            • Genellikle keşif ve gözetleme için kullanılır.

            • Katlanabilir ve sırt çantasında taşınabilir.

2. Bayraktar TB2

            • Orta irtifa- uzun havada kalış süresine sahip (MALE sınıfı) taktik SİHA’dır.

            •  Hem keşif-gözetleme hem de silahlı operasyonlar için kullanılır.

            • Roketsan MAM-L gibi akıllı mühimmatları taşıyabilir.

            • Türkiye başta olmak üzere Katar, Ukrayna, Azerbaycan, Polonya gibi ülkelere ihraç edilmiştir.

            • Karabağ Savaşı ve Ukrayna-Rusya savaşında etkin rol oynadı.

3. Bayraktar Akıncı

            • Daha yüksek irtifada uçabilen, daha büyük ve güçlü SİHA’dır.

            • Jet motorlu uçaklara benzer kabiliyetlere sahiptir.

            • AESA radar, elektronik harp sistemleri, hava-hava ve hava-yer füzeleri taşıyabilir.

            • 40.000 ft irtifaya kadar çıkabiliyor.

            • TEI tarafından üretilen yerli motorlar (PD-170, PD-222) veya Ukrayna menşeli AI-450T turboprop motorları kullanır.

4. Bayraktar Kızılelma (MUUS)

            • Muharip İnsansız Savaş Uçağı (jet motorlu İHA).

            • İt dalaşı yapabilecek otonom kabiliyetler hedeflenmektedir.

            • TCG Anadolu gibi kısa pistli gemilerden kalkış yapabilme kapasitesine sahiptir.

            • Düşük radar izi (stealth) ile radar tarafından tespit edilmesi zor olacak şekilde tasarlanmıştır.

            • Henüz test aşamasındadır, ilk uçuşunu 2022’de gerçekleştirmiştir.

5. Bayraktar TB3

            • TB2’nin deniz platformlarına uygun versiyonudur.

            • Katlanabilir kanat yapısına sahiptir.

            • TCG Anadolu gibi kısa pistli uçak gemilerinden kalkış/iniş yapabilir.

Bayraktar TB2 ve Akıncı, Türkiye’nin savunma ihracatında büyük paya sahiptir.

            • Baykar, 2020’lerden itibaren dünyanın en büyük SİHA ihracatçılarından biri haline gelmiştir.

            • Sadece ürün değil, teknoloji transferi ve üretim hattı kurulumu da sunmaktadır (örneğin: Ukrayna ile motor ortaklığı).

Özellikle İHA’nın TB2 modelinin Libya’dan Ukrayna’ya kadar pek çok çatışmada kullanılması, büyük bir başarı hikayesi olarak anlatılmaktadır. Ancak bu başarı hikayesi, Batılı eleştirmenlerin bakış açısıyla, derinlemesine değerlendirildiğinde bazı zayıf noktalarla karşılaşmaktadır.

Eleştirmenler Baykar’ın İHA programının ilk bakışta başarılı görünebileceğini ancak birkaç yapısal zayıflıktan sıkıntı yaşadığını belirtmektedir:

Teknolojik Bağımlılık: Bayraktar TB2’nin ilk başarıları batıdan ithal edilen bileşenlere—örneğin Kanada menşeli optik sistemlere (WESCAM), Avusturya menşeli motorlara (Rotax) ve ABD semi kondüktörlerine—bağlıydı. Jeopolitik gerilimler sonucu, bu tedarikçiler ambargo uygulamaya başladığında Baykar, hızlı bir şekilde yerli üretime geçmeye çalıştı. Bu tür dışa bağımlılık, Türkiye’nin drone programının uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehdit eden bir unsurdur.

Aşırı Politize Edilme ve İhracat Riskleri: Türkiye’nin drone kullanımı sadece askeri yenilikten ziyade, siyasi bir gösteri aracı haline geldi. Bu, diplomatik ilişkilerde ters tepebilir. Örneğin, Türkiye’nin otoriter rejimlere silah satışını artırması, Batı’nın rahatsızlık duymasına yol açabilir. Türkiye’nin Azerbaycan veya Libya’daki bazı gruplara drone satışını, Türkiye’nin kritik ihracat pazarlarında daralmaya yol açabilecek bir risk olarak değerlendirebilir.

Düşmanların Savaş Alanına Uyumu: Bayraktar İHA’ları, özellikle kötü organize olmuş düşmanlara karşı başarılı olmuştur. Ancak, rakiplerin zamanla uyum sağladığı ve bu adaptasyonun dronelerin etkinliğini düşürdüğü çok açıktır. Örneğin, Ukrayna’da TB2’lerin etkisi, Rusya’nın gelişmiş elektronik savaş ve hava savunma sistemleri devreye girdiğinde belirgin şekilde azalmıştır. 

Stratejik Yanılsama ve Gerçeklik: Batılı eleştirmenler çoğu zaman otoriter rejimlerin “gösterişli silahlar” kullanarak stratejik üstünlük yanılsaması yarattığını ileri sürüyorlar. Baykar droneları da benzer şekilde değerlendirebilir; etkileyici drone saldırı videoları sosyal medyada iyi paylaşılsa da bu görüntüler genellikle endüstriyel altyapı eksikliklerini, komuta ve kontrol entegrasyonlarını, stratejik tutarsızlıkları gizlemektedir. Türkiye’nin drone savaşına büyük bir stratejik doktrin oluşturmak yerine, bu teknolojiyi kısa vadeli jeopolitik etki sağlamak için bir araç olarak kullandığı gözden kaçmamaktadır.

Ekosistem Derinliği Eksikliği: ABD veya İsrail gibi ülkeler, dronelarını veri entegrasyonu, uydu kontrolü, yapay zekâ destekli hedefleme teknolojileri gibi geniş bir ekosistemle donatmaktadır. Baykar’ın programının, bu tür bir teknolojik ekosisteme sahip olmadığı aşikâr. Türkiye’nin drone programı hala çok dar bir alanda faaliyet gösteriyor.

Sonuç olarak, bu eleştiriler politik bir bakış açısına dayanıyor olsa da Baykar’ın İHA programının sürdürülebilirliği, ölçeklenebilirliği ve stratejik entegrasyonu konusunda bazı geçerli endişeler doğuruyor. Türkiye’nin droneleri, taktiksel olarak zaferler kazansa da bu başarıların uzun vadeli teknolojik egemenlik veya stratejik derinlik anlamına gelmediğini vurgulamak gerekiyor.

Buna daha net bir örnekle (Hindistan Pakistan sınır çatışmaları) ile açıklayabiliriz. 

Pakistan, Hindistan’a karşı hava üstünlüğünü dengelemek için Baykar’ın Bayraktar TB2’leri gibi düşük maliyetli, etkili ve yüksek hassasiyetli silahlar kullanmayı tercih etmiştir. Baykar İHA’ları, sınırlı bütçeyle Pakistan’a, Hindistan’a karşı stratejik bir avantaj sağlamayı vaat etmektedir. Ancak, bu tür taktiksel yatırımların, sadece anlık avantajlar yaratabileceğini ama uzun vadede teknolojiye dayalı savaşlarda, özellikle hava savunma sistemleri ve elektronik savaş (EW) alanlarında adaptasyon eksikliklerinin büyük bir sorun oluşturabileceğini unutmamak gerekir. Üstelik Pakistan’ın bu tür teknolojilere olan bağımlılığının, teknoloji transferi ve sürdürülmesi noktasında uzun vadeli zorluklara yol açabileceği öngörülür. 

Bayraktar İHA’larının başarılı olabilmesi için yalnızca yüksek teknolojiye sahip olmak yetmez; aynı zamanda bu sistemlerin bakım ve operasyonel sürekliliği, entegre komuta kontrol altyapısı ve doğru stratejik doktrinlerle desteklenmelidir. Kaldı ki Bayraktar TB2’lerin, Türkiye’nin savunma ihracatının lokomotifi haline gelmesi, Türkiye’nin Asya, Afrika ve Orta Doğu’daki stratejik etkisini artırmak amacıyla kritik bir araç olabilir. Ancak Hindistan ve Pakistan arasındaki çatışmalarda Baykar’ın İHA’larının aktif kullanımı, Türkiye’nin dış politika ilişkileri açısından riskli olabilir.

Haberin videosunu A3Haber’in YOUTUBE kanalından izleyebilirsiniz.

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin