Türkiye Cumhurbaşkanı, laik yaşam tarzlarını baltalama girişimlerine karşı çıkan binlerce Kıbrıslı Türk ile anlaşmazlık yaşıyor. Saygın İngiliz gazetesi The Guardian’da Helena Smith yazdı, Ayşen Tekşen çevirdi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ayrılıkçı Kuzey Kıbrıs’taki protestocuları “nefret tohumları ekmemeleri” konusunda uyardı; bu uyarı, Ankara’nın dünyanın en laik Müslüman toplumlarından birini İslamlaştırma girişimleri olarak algılanan çabaları nedeniyle artan anlaşmazlıkların ortasında geldi.
Cumartesi günü Türk işgali altındaki bölgeye hızlı bir ziyaret gerçekleştiren lider, okullarda başörtüsüne izin veren tartışmalı yasa başta olmak üzere, açıkça desteklediği politikalara karşı gösterilerini arttıran Kıbrıslı Türkler için sert sözler sarf etti.
Kendinden menkul devlette yeni başkanlık konutu ve parlamentonun açılışını yaparken, “kardeşliğimizi bozmaya, aramıza nifak sokmaya ve nefret tohumları ekmeye çalışanlar… başarılı olamayacaklar” dedi.
Daha sonra, teknoloji festivalindeki konuşmasında daha da ileri giderek yasaya karşı çıkan sendikalara “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde kızlarımızın başörtüsüyle oynamaya kalkarsanız, kusura bakmayın, bizi karşınızda bulursunuz” dedi.
Cuma günü binlerce Kıbrıslı Türk, ülkenin savaşla bölünmüş başkenti Lefkoşa’da sokaklara döküldü ve yasayı kınayarak “topraklarımızdan elinizi çekin” sloganları attı.
Türkiye’nin büyükelçilik yerleşkesinin sadece birkaç metre ötesinde toplanan kalabalığa hitaben konuşan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı Selma Eylem, söz konusu düzenlemenin, yalnızca laik kimliğiyle değil, aynı zamanda laik yaşam tarzıyla da gurur duyan bir topluma siyasi İslam dayatması anlamına geldiğini söyledi.
Erdoğan, bu ziyareti, 1974 yılında Türk askerlerinin Kıbrıs’ı işgal etmesi ve adanın üçte birini ele geçirmesiyle “kurtarmayı” amaçladığı topluma Ankara’nın süregelen desteğini sergilemek için kullanmayı ummuştu.
Askeri operasyon, adayı Yunanistan’la birleştirmeyi amaçlayan Atina destekli sağcı bir darbenin ardından gerçekleşmişti. 1983’te tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden bölge, aradan geçen 50 yılı aşkın sürede Türkiye’den başka hiçbir ülke tarafından tanınmadı.
Ziyaretinden önce yetkililer, Erdoğan’ın odak noktasının bu izole yapının uluslararası alanda kabul görmesini sağlamak amacıyla Ankara tarafından finanse edilen büyük hükümet kompleksinin açılışı olacağını belirtmişti.
Cumartesi günü konuşan Türkiye Cumhurbaşkanı, Kıbrıslı Rumlar ile Türkler arasında on yıllardır devam eden başarısız barış görüşmelerinin ardından, Batı’nın en uzun süreli diplomatik anlaşmazlığını çözmek için yalnızca “iki devletli bir çözümün” tartışılabileceği konusunda ısrar etti.
“İki devletli çözüm Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın ortak vizyonudur” dedi. “Herhangi bir yeni müzakere süreci iki egemen devlet arasında olmalıdır.”
Başörtüsü yasası nedeniyle neredeyse her gün düzenlenen protestoların ardından gelen Cuma günkü gösteri, birçoğu hâlâ adanın iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon olarak yeniden birleşmesini savunan 100’den fazla sendika ve sivil toplum kuruluşu tarafından düzenlendi.
Uluslararası tanınırlığa sahip güneydeki Lefkoşa Üniversitesi’nde tarih ve siyaset bilimi profesörü olan Hubert Faustmann, “Kısmen Kemalizm kısmen de seksen iki yıllık İngiliz sömürge yönetimi nedeniyle Kıbrıslı Türkler dünyadaki açık ara en laik Müslümanlardır” dedi.
Ankara’nın adanın kuzeyinde giderek yayılan etkisine uzun süredir karşı çıkan Kıbrıslı Türklerin bu düzenlemeyi sadece köklü laik gelenekleri aşındırmakla kalmayıp, nihayetinde kendi kimliklerini de değiştirmeyi amaçlayan cumhurbaşkanının kararlılığının yeni bir kanıtı olarak gördüklerini söyledi.
Faustmann, “Tanık olduğumuz şey kültürel bir çatışmadır” dedi. “Başörtüsü yasası, Erdoğan’ın toplumun seküler karakterini adım adım ortadan kaldırmaya yönelik sürekli girişimlerinin bir parçası olarak görülüyor.”
Tepkiler dinecek gibi görünmezken, -yasanın öğrencileri ayrımcılıktan koruduğunu ileri süren Erdoğan’ın yakın müttefiki KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından hararetle savunulsa da- Kıbrıslı Türkler bu düzenlemenin iptal edilmesi konusunda kararlı görünüyorlar.
Eski bir sendikacı olan Şener Elcil, “Kendimizi kurtarmak için bu mücadeleyi sürdürmek zorundayız” dedi.
Kuzeye yerleştirilen yüzbinlerce anakaralı göçmen nedeniyle, Kıbrıslı Türklerin giderek daha fazla kendilerini “kendi topraklarında” bir azınlık olarak hissetmeye başladığından da yakındı.
“Din bu adada hiçbir zaman bir bölünme noktası olmadı ama yıllarca Kıbrıslı Türklerin gitmediği camiler inşa ettikten sonra, bunu okullarımızda da yapmak istiyorlar. Şimdi her zamankinden daha fazla Erdoğan’a karşı durmamız ve sesimizi duyurmamız gerekiyor.”

Helena Smith kimdir: The Guardian gazetesi için çalışan bir gazeteci ve yazardır. Smith, özellikle Yunanistan’daki siyasi ve toplumsal gelişmeleri takip etmekle tanınır. Yunanistan’da uzun yıllar gazetecilik yapmış olan Smith, bölgesel olaylar, Avrupa Birliği politikaları, mülteci krizleri ve Yunan ekonomisi gibi konularda sıkça haberler ve analizler kaleme almıştır.
Haberin videosunu A3Haber’in YOUTUBE hesabından izleyebilirsiniz…





