Kasım 2022’den bu yana yayın hayatını sürdüren, 170’den fazla gazeteci ve organizatör gönüllü olarak katkı sunduğu The European Correspondent’ın editörlerinden Julius E. O. Fintelmann ve Hazar Deniz Eker “Avrupa neden eşzamanlı olarak protesto halinde?” başlıklı bir makale yayınladılar. europeancorrespondent.com isimli internet sitesinde yayımlanan yazıyı sizin için Ayşen Tekşen çevirdi.

Gürcistan, Sırbistan ve şimdi de Türkiye – benzeri görülmemiş protestolar kıtayı kasıp kavuruyor. Uluslararası çevrenin cesaretlendirdiği otokratik liderler pençelerini daha da sıktıkça, vatandaşlar daha fazla karşılık veriyor. AB’nin tepkisi sınırlı kalırken, çoğunlukla öğrencilerin liderlik ettiği cesur yurttaş hareketleri direniyor. Pazar gecesi İstanbul belediye binası önünde toplanan bir milyon protestocunun arasında dolaşmak kolay değildi. Havadaki biber gazı kokusu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılmasını talep eden sloganları susturmada çok etkili olmadı.

Uzun zamandır başkanlık yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın en umut vaat eden rakibi olarak görülen İmamoğlu, geçen hafta düzmece yolsuzluk ve terör suçlamalarıyla sayısız diğer muhalif siyasetçi, gazeteci, aktivist ve vatandaşla birlikte tutuklandı. Bu adımla birlikte, Türk hükümeti muhaliflerin seçimle gelmediği ama uygun bulunduğu bir otokrasinin eşiğinde. Ancak, yine de protestolar onları bu hedeften alıkoyabilir.

Sadece bir hafta önce, Sırp hükümetinin yolsuzluklarına karşı 400,000 kişi Belgrad’da gösteri yaptı. Bu, Kasım ayında bir tren istasyonunun çatısının çökmesi sonucunda 15 kişinin öldüğü olayların tetiklediği aylar süren protestoların ardından geldi. Bu arada, Gürcistan’da vatandaşlar 116 gündür her akşam Tiflis’in ana Rustaveli Caddesini kapatıyor. Ekim ayında çalınan seçimleri ve hükümetin Rusya ile yakınlaşmasını protesto ediyorlar. 

Neden hepsi aynı anda oluyor? 

Şiddet içermeyen protestolar alanında araştırmacı ve Ukrayna’daki Haysiyet Devrimi gazisi olan Anastasia Bezverkha, The European Correspondent’a yaptığı açıklamada “Otokratlar birbirlerini güçlendirir” diyor. “Bir otokratın başarıları diğerlerine ilham verir- siyasi ve kültürel bir uluslararası ortam yaratmak onların daha fazla risk almasını sağlar.”

2025’de bu ortamı esas olarak ABD başkanı Donald Trump yönetimine borçluyuz. Yönetiminin ilk iki ayında ABD dış yardım fonlarını kesti, Ukrayna’ya askeri yardımı azalttı ve yabancı liderlerin güçlerini pekiştirmesini durdurmakla hiç ilgilenmedi (Türkiye’deki ya da Sırbistan’daki duruma tepkisi yok denecek kadar sınırlıydı). Bu durum yalnızca Avrupa’daki otokratları güçlendirmekle kalmadı, AB’yi de zayıf bir konuma düşürdü.

Sırbistan’da devam eden protestolar sırasında, USAID’ın (Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı) Sırp insan hakları gruplarının fonlarını kesmesini hükümetin bu grupların ofislerine yaptığı baskınlar izledi. ABD yönetiminden cesaret alan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić muhalefete baskılarını sürdürürken Trump’ın USAID ile ilgili görüşlerini tekrarladı.  Sırbistan hükümeti Trump ailesiyle ticari bağlar kurmaya devam ederken, Belgrad’da çok sayıda Amerikan projesi planlıyor.

Türkiye’de Erdoğan yıllardır gücünü pekiştiriyor ancak hükümeti uluslararası alanda nadiren bu kadar avantajlı bir konumda oldu. Trump’tan sonra, AB’nin Türkiye’ye bağımlılığı arttı. Türkiye’nin AB fonları karşılığında milyonlarca mülteciyi elinde tutmasını öngören mülteci anlaşması, Erdoğan’ın elinde şimdi daha da güçlü bir kart.

Sağ partilerin seçim başarılarından cesaret alan mülteci karşıtlığının kıtaya büyük ölçüde yayıldığı bir dönemde Erdoğan, “kapıları açma” ve mültecileri yeniden AB’ye gönderme tehdidini koz olarak kullanabilir. Aynı zamanda, Trump’ın Ukrayna’ya askeri desteği azaltması da AB’nin Türkiye’yi Rusya karşısında olası askeri müttefik olarak görmesi anlamına geliyor ve bu da Erdoğan’ın eylemleri nedeniyle AB’den daha az kınama geleceğine güvenmesini sağlıyor. 

Öğrenciler demokrasiyi savunuyor.

AB giderek onlara daha bağımlı hale gelirken uluslararası topluluk otokratların daha fazla gücü ele geçirmesine izin verdikçe, demokrasiler direnişi başlatması için sıklıkla öğrencilere güveniyor. Türkiye’de İmamoğlu’nun tutuklanmasını izleyen ilk büyük protesto İstanbul Üniversitesi öğrencileri tarafından düzenlendi. Sırbistan’da bu ay düzenlenen ve ülkedeki en büyük kalabalığı toplayan büyük ulusal protesto da öğrencilerin öncülüğünde gerçekleşti. Bezverkha’ya göre, “Öğrenci olarak, isyan etmek için gerekli zamana, enerjiye ve bilgiye sahipsiniz. Özgür akademinin bu kadar gerekli olmasının nedeni bu: özgür ifade alanları olarak üniversitelere sahip olmayan toplumlarda devrimler ya hiç olmaz ya da şiddete dönüşür.”

Ve şimdi, öğrenci liderliğindeki bu protestolar kıtanın ötesine ulaştı. İstanbul’daki bir milyon kişilik kalabalığında içindeki genç protestocular, Tiflis ve Belgrad’daki protestoların viral olduğunu gördükten sonra, ülkedeki derin ekonomik ve siyasi hayal kırıklığına tepki olarak Türkiye’de de aynısını yapmak istediklerini söylediler. Sırbistan’ın şimdiye kadarki en büyük protestolarından bir hafta sonra, yüz binlerce kişi sokaklarda.

Otokratik liderler giderek artan şekilde birbirlerinden beslenirken, öğrenciler de birbirlerinin hareketlerini cesaretlendiriyor ve demokrasi, temel haklar ve ekonomik özgürlüğün çantada keklik olmadığını gösteriyor.

Julius E. O. Fintelmann

Julius, The European Correspondent’ın editör ekibine liderlik ediyor ve tüm gazetecilik üretiminden sorumlu. Bunun da ötesinde, Avrupa’daki gazeteciler ve organizatörler ağımızın gelişimine öncülük ediyor. Daha önce Julius, Almanya’nın önde gelen finans ve iş gazetesi Handelsblatt’ta çalıştı ve birçok uluslararası medya kuruluşu için yazdı. Uluslararası hukuk ve Orta Doğu çalışmaları alanında bir geçmişe sahiptir. Çeşitli medya projelerine katkıda bulundu ve kurulmasına yardımcı oldu ve şu anda Avrupa medya derneği European Youth Press’in danışma kurulunda görev yapıyor. Julius, Alman Friedrich Ebert Vakfı’nın bir üyesiydi ve şu anda İstanbul’da yaşıyor.

Hazar Deniz Eker 

Almanya’da Türk bir ailenin çocuğu olarak doğan Hazar Deniz, küçük yaşlardan itibaren kültürler arası iletişimden etkilenmiştir. Yazıya Türk göçmen deneyimlerinin ve yerel gazetelerin anlatımları aracılığıyla başladı. Uluslararası İlişkiler ve Medya Çalışmaları lisans derecesi için Hollanda’ya gittikten sonra STK Free Press Unlimited için çalıştı, serbest yazar oldu. Brüksel’de Avrupa gazeteciliği okudu, doktora derecesi için göç konularında çalıştı ve şu anda Euronews’ta serbest çalışan olarak görev yapıyor.

Yazının videosunu A3Haber’in Youtube kanalından izleyebilirsiniz.

Yazının orjinali için web adresi: https://www.europeancorrespondent.com/article?s=Why-Europe-is-protesting-simultaneously

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin