Ortalık toz duman. Cuntacı tartışmaları, Silivri’dekiler, sokaktaki gençler, boykot uygulamaları.
CHP Genel Merkezi sokağa dökülen gençlerle birlikte. Gençler CHP’yi dönüştürüyor bir anlamda.
Eski klasik CHP yavaş yavaş çözülüyor.
Neler mi değişiyor?

Öncelikle hızlı hareket eden, gündem belirleyen bir parti olarak çıkıyor karşımıza. Söylemleriyle eylemleri birbirini karşılayan, hesap soran, toplumun tüm kesimlerinden destek gören bir parti var karşımızda.

Tabii bu dönüşüm çok kolay olmuyor. Özellikle üye yapısı. Ne diyordu CHP genel merkezi İmamoğlu tutuklanmadan önce?
Cumhurbaşkanı adaylarımız için önseçim yapılacak ve adayımız bu demokratik yarışla belirlenecek. Bu nedenle isteyen istediği kadar üye kaydedebilir partiye.

İşte ilk ve önemli sorun burada ortaya çıkıyor.
Partinin klasik üye yapısı ilçe il ve genel başkanlarını seçmeye göre dizayn edilmiş.
Mahalle delegesi seçilmek için delege ağalarıyla anlaşmak zorundasın. Gerekli izni alıp mahalle delege listesine adını yazdırabilirsin. Yok öyle “ben delege olmak, parti yönetiminde söz sahibi olmak istiyorum” demek.

Hadi diyelim mahalle delegasyon sisteminden yara alsan da yırttın. Önünde ilçe kongresi var. O kongrede il delegelerini listeye yazan daha büyük bir delege ağasıyla karşılaşıyorsun. Onu da geçtin mi?

Geçtiysen mutlaka bir delege ağasının kanatları altındasındır. Tabii bu ağanın seni kurultay delegeliğine taşıyıp taşıyamayacağı onun ilişki kurduğu, ortak hareket ettiği diğer delege ağalarına bağlıdır.

Kurultay delegasyonu içinde olmak CHP’de gelebileceğin en üst noktadır. Kurultayda parti meclisine seçilebilmen ise en büyük ağaya bağlıdır. O da genel başkan adayıdır. Her genel başkan adayının parti meclisi için bir anahtar listesi vardır. Mesele o listeye girebilmektir.

Anlattığım bu süreç partinin yeniden açıldığı 1992 yılından günümüze kadar gelmiştir.
Peki delege ağı nasıl kurulur?
Öncelikle geniş aile bu işin ilk aşamasıdır. Kalabalık bir aileye sahipsen diğerlerine göre bir adım öndesindir. Daha fazla aile bireyini partiye kaydedersin, onlar da sana oy verirler.

İkinci ve önemli özellik memleket desteğidir. Ailece başka bir yerden göç ettiysen ki yaşadığımız kentin yüzde 95’i bu konumdadır geldiğin şehrin, yaşadığın kentteki nüfusu diğer bir belirleyen unsurdur. Mesela Mardinliler önemli bir oy potansiyeline sahiptir. İstanbul’da Karadenizliler etkilidir ama İzmir’de pek yokturlar.

Üçüncü belirleyici faktör mezhep ve millettir. Belirli bir mezhepte olmak ya da simgesel kentlerden gelmiş olmak başka bir avantaj sağlayabilir.
Görüldüğü gibi partinin üst düzeyi en alttan başlayarak partiyi şekillendirir.

Genel başkan sıkıntıda mı hemen tüzükteki bir maddeden yola çıkılır. Yeni üyeler bir gün içinde kaydedilir ve seçilmeme riski ortadan kaldırılır. CHP’de bir genel başkanın değişmesi deprem olarak adlandıracağımız dönüşümlere bağlıdır. Bakınız Deniz Baykal’ın gidişi, Kılıçdaroğlu’nun kaybedişi.

Yukarıda anlattığım sistem toplumun harekete geçmesi ve CHP’yi baskılamasıyla değişiyor.
Eski CHP çözülüyor derken bu sistemin değişmesinden bahsediyorum.
Toplumda İmamoğlu süreciyle CHP’ye üye kaydı inanılmaz boyuta taşındı. Dolayısıyla bir sonraki kongrede eski CHP yöneticilerinin çok büyük bölümünü göremeyebiliriz. Bir de mahalle delege seçimleri dahil olmak üzere tüm seçimler çarşaf listeyle yapılırsa delege ağalığı sistemi tamamen ortadan kalkar. Hele milletvekilleri ve belediye başkanları da üyelerin ön seçimleriyle belirlenmeye başlarsa o zaman toplumla iç içe hale gelmiş bir partiden söz edebiliriz.

Aslında partide bu işleri bilenler yaklaşan tehlikenin farkındalar. Hatta üye olmak isteyenleri engellemeye, kendi etkinliklerini sürdürmeye çalışıyorlar ama nafile.

Dünya değiştikçe CHP de bu değişime ayak uydurmak zorunda.


NOT-1: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Kemal Kılıçdaroğlu’na ilk kazan kaldıranlardandı. Zaten bu tavrın ödülünü Karşıyaka’dan büyükşehire gelerek aldı. Ancak partiyi dizayn etmeye de karar vermiş sanırım. Kurultaya İzmir delegelerinin Özgür Özel’e desteklerini gösteren imzaları toplamış. Ama genel merkezde “bu senin işin değil, karışma. İl başkanı bu görevi üstlenmeli” tepkisiyle karşı karşıya kalmış.

NOT-2: İzmir il yönetimi de kaynıyor. İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun Ankara’da durumu pek parlak değil. Kılıçdaroğlu’na verdiği destek unutulmuş gibi görünmüyor. Sular durulduktan sonra genel merkezin dikkati İzmir’e yönelebilir.

Bu haberin videosunu A3Haber’in Youtube kanalından izleyebilirsiniz…

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin