Salgın kaygılarıyla yürüyen ve artık kendini tekrar etmeye başlayan gündemden biraz sıyrılalım hiç olmazsa bu Pazar başka şeyler görelim istedim.
Kuş gözlemcisi ve fotoğrafçısı Sezai Göksu’yu aradım. Sezai Bey benim için yılmaz bir ekosistem savunucusudur… Bunun iletişimini kuşlar üzerinden kurar.
“Whatsapp üzerinden bir söyleşiye ne dersiniz?” dedim. “Olur” dedi.
Dilimiz tuttuğu için olsa gerek sohbet akıp gitti. Umarım sizler de keyif alırsınız…

Merhaba Sezai Bey… Öncelikle söyleşi isteğimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Ben sizi dört yıl kadar önce o zamanlar alevlenmiş olan İzmir Kültürpark mücadelesi sürecinde tanıdım. Fotoğraflarınız ve bilgilendirmeleriniz sayesinde Kültürparktaki kuş zenginliğinin farkına vardım, vardık. O gün bugündür de sizi yakından takip ediyorum. Ancak kuşlar dışında Sezai Göksu neler yapar, nelerle uğraşır pek bilmiyorum. Bize biraz kendinizi anlatabilir misiniz?

Ben, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden 1980 yılında mezun olduktan kısa bir süre sonra İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde akademik hayata başladım. Bu 31 yıl sürdü.
Gerek öğrencilik dönemini gerekse post-akademik dönemi de düşününce neredeyse şehir planlama disiplini içerisinde yarım asra yakın bir süre geçirmişim, dolayısıyla bu disiplinden öyle kolay kolay kopmam mümkün değil… Yani özetle kuş dışında şehir planlama disiplini ile ilgili okumalar yapıyorum, tartışmalara katılıyorum, mesleğin gündeminden uzak kalmamaya çalışıyorum.
Tabii kuşlarla olan ilişkimi bir “mekan plancısı” olarak yeniden üretiyorum, böylece iki alanı birbiriyle buluşturmaya çalışıyorum, yani kuş gözlemciliğini mekansallaştırma meselesi üzerinde epey vakit harcıyorum.
Bu konuda yaptığım en hayırlı işlerden birisi Türkiye Üreyen Kuş Atlası çalışmasında bizzat görev almak oldu. Bu atlas çalışması sayesinde kuş coğrafyası olarak tarif edebileceğimiz bir alana adım atmış oldum, belki de tam aradığım buydu.
Elbette fotoğraf çok önemli bir zamanımı alıyor, o konuda da öğrenecek çok şey var, mümkünse her gün sabah erken saatte arazide oluyorum. Katıldığım atlas çalışmasının karelerini yeniden ziyaret ediyorum. Kayıtlar alıyorum ve eve dönüyorum.
Sonra aldığım kayıtları Cornell Lab. Of Ornithology veri tabanına e-bird üzerinden giriyorum. Fotoğrafları işliyorum, e-bird ortamına kayıtları fotoğraflı girmeye özen gösteriyorum, çektiğim türlerle ilgili son akademik çalışmalara bakıyorum.
Özellikle mekansal çalışmaları tarıyorum, yani bir yandan kuşlar bir yandan da planlama derken bütün bir günü bu şekilde geçiriyorum.

Bu noktada sizden şehir plancılığı üzerine de bir söyleşi sözü almak isterim. Özellikle salgın nedeniyle insan mekan ilişkisinde değişiklikler olacağa benzer… Kuşlara dönecek olursak “Türkiye Üreyen Kuş Atlası” çalışmasından haberim yoktu. Neler yapıldı anlatabilir misiniz?

Bu aslında EBBA2 (European Breeding Bird Atlas) projesine bu kez Türkiye’nin de katılmasıyla gerçekleşen bir çalışma, bu kez diyorum, çünkü EBBC (European Bird Census Counsil) atlas projesini, o günkü adıyla Avrupa Ornitoloji Atlasını, 1997 yılında yayımladı, ancak o atlasa Türkiye, Kıbrıs, Kafkaslar ve Rusya’nın büyük bir bölümü dahil edilmemişti.
30 yıl sonra Azor adalarından Rusya’ya kadar, ornitologlar (kuşbilimciler) ve gönüllü kuş gözlemcilerinden oluşan bir ağ kuruldu. Her bir ülkede çalışmayı organize edecek ulusal koordinatörler belirlendi ve 5 yılda 50’den fazla ülkede 500’den fazla üreyen kuş türünü 5000’in üzerinde 50×50 km’lik karede belirlemek hedefiyle EBBA2 projesi başladı.
Bu kapsamda Türkiye önce 50×50 km’lik karelere, onlar 10×10 km’lik karelere, onlar da 1×1 km’lik karelere bölündü. 150 gönüllü kuş gözlemcisi 2013-2017 arasında kareleri gezerek tür kayıtlarını aldılar, erken üreme ve geç üreme dönemleri olmak üzere bu dört yıl boyunca kareler titizlikle gezildi ve veriler toplandı.
Projenin ortakları kuş gözlemcileri ve kuşbilimcileri, EBBC (Avrupa Kuş Sayım Konseyi), WWF-Türkiye, bazı Sivil Toplum Kuruluşları, Cornell Lab. Of Ornithology ve Türkiye Bilim Komitesi’ydi. 2017 yılında projenin tamamlanmasıyla birlikte haritalar oluşturuldu ve 2019 yılında Atlas projesi basıldı. Ancak, projenin tamamen bittiği söylenemez, kuş gözlemcileri bu yıl da yine ilgili karelerde gözlemler yaptılar ve yeni üreme kayıtları aldılar, yani proje haritaları sürekli olarak güncellenmeye devam ediyor.

Kılıçgaga (Recurvirostra avosetta) fotoğrafını 24 Ağustos 2018 tarihinde Alaçatı Sulak Alanı’nda çekmişim, bu kuş her yıl Alaçatı’ya sonbahar göçünde gelir, yani kuzeydeki üreme bölgesinden Afrika’daki kışlama bölgesine giderken mutlaka Alaçatı’ya iner, birkaç gün dinlenir ve beslenir Eylül başı gibi yoluna devam eder.

Sizin sosyal medyada paylaştığınız kuş fotoğraflarının altına yazdığınız notları şahsen merakla okuyor ve önemsiyorum. Bize ihmal ettiğimiz bir şeyi, kuşların ekosistemin ne kadar önemli bir parçası olduğunu hatırlatıyor. En son kızıl kumkuşları ile ilgili yazdıklarınız mesela… İklim krizi ile kuşların etkileşimini nasıl okumak lazım?

Bu ara üzerinde en fazla durulan konuların başında geliyor. Mesele çok ciddi elbette…
Önce küresel ısınma, sonra iklim değişikliği, şimdi ise iklim krizi olarak adlandırılan bu sorunlu süreci özellikle ekoloji ile teması olan neredeyse tüm disiplinler çalışıyor. Tabii avifauna (belirli bir bölgedeki kuş türleri) çalışan ornitologlar da bu konuyla ilgili değişik çalışmalar yapıyorlar.
Elime geçen bir araştırmada bir grup bilim insanı göç ile iklim krizi arasındaki ilişkiyi çalışmışlar. Kuzey Kutbu’ndan Kuzey Afrika’ya kadar uzanan ve içinde Avrupa’nın tamamının yer aldığı Batı Palearktik biyocoğrafi bölgeye bakmışlar.
Bildiğiniz gibi Kuzey Kutbu çoğu kuş için üreme bölgesi, Afrika ise kışlama bölgesi, kuşlar bu iki bölge arasında yılda iki kez göç ediyorlar, ilkbaharda kuzeye üreme bölgelerine göç eden kuşlar, sonbaharda güneye kışlama bölgelerine doğru hareket ediyorlar.
Yıllara göre toplanan veriler sayesinde bu iki göç hareketinin zamanlamasındaki kayma dikkatlerini çekiyor. Bazı göçmen kuşlarda göç ve üreme zamanlamasında gözlenen son dönem kaymalar iklim değişikliği ile ilişkilendiriliyor. Bununla birlikte, farklı kuş türleri arasında sonbahar göçünün zamanlamasındaki değişik örüntüler iklimden çok diğer başka faktörlerin de önemli bir rolü olduğunu hatırlatıyor elbette.
Polonya’da erişkin ve genç kızıl kumkuşlarının göç zamanlamasında yıllık değişimleri neyin belirlediğine ilişkin olarak yapılan bu araştırmada erişkin ve genç kızıl kumkuşları için göç zamanlamasındaki değişimleri hem üreme başarısının etkilediği, ki bu yırtıcı baskısı ile bağlantılı bir mesele, hem de kutup bölgesinde türün üreme alanında Haziran ve Temmuz sıcaklıklarındaki değişimlerin etkilediği ortaya çıkmış.
Örneğin, yetişkinlerin ortanca (medyan) geçiş tarihi kötü üreme yıllarına göre iyi üreme yıllarında daha geçe kalıyor. Öte yandan, Kuzey Kutbu üreme alanlarındaki ortalama Haziran sıcaklığındaki her 1 derece artış için yetişkinlerin göçü 2.3 gün erken gerçekleşiyor. Gençlerin ortanca göç tarihi ise kutup üreme alanlarındaki yırtıcı baskısı ile pozitif, Haziran sıcaklık değerleri ile negatif bir korelasyon gösteriyor. Bu sonuçlar üreme alanlarındaki koşulların yıllık döngü içerisinde sonraki olayların zamanlamasını etkileyebileceğini düşündürmektedir. Bulgular, iklim krizinin kötü üreme yıllarının sıklığını arttırarak genç kızıl kumkuşları üzerindeki yırtıcı baskısını arttırdığını ve sonbahar göçünün zamanlamasını değiştirdiğini göstermektedir.
Tabii bu konuda yapılmış çok araştırma var, gerek yıllık kuş sayımları gerekse halkalama istasyonlarında toplanan bilgiler ışığında kuşların iklim krizinden ne yönde etkilendiklerine dair daha çok çalışma yapılacak tahmin ediyorum.
Ben de son zamanlarda çoğu kuş gözlemcisinden şu saptamayı duyuyorum ve teyit ediyorum; “bu yıl göç erken başladı”.

Yalıçapkını (Alcedo atthis) fotoğrafını 25 Şubat 2020 tarihinde İnciraltı’nda çekmişim, bu kuş İnciraltı’nın kadrolu kuşudur, yaz kış hep oradadır, insan ve köpek baskısı olmasa iyi de ürerler ama maalesef İnciraltı sulak alanı biraz ayakaltı bir yer olduğu için kuşların üreme başarısı düşüktür.

Merak ettim nasıl ornitolog olunuyor? Kuş gözlemcisi olmak için herhangi eğitim almak gerekiyor mu? Kuş fotoğrafçılığı gözlemciliğin bir parçası mı yoksa ayrı bir dal mı?

Türkiye’de bildiğim kadarıyla ornitoloji lisansı yok, ancak bildiğim yakın örnekler biyoloji lisansı üzerine ornitoloji yüksek lisansı ya da doktorası yapmış olan kuşbilimciler. Zaten bence olması gereken de bu… Yani önce iyi bir biyoloji eğitimi sanki olmazsa olmaz.
Kuş gözlemciliği için, yani kuş tanımak, saymak, kayıt yapmak, doğru zamanda doğru yerde olmayı becerebilmek için bir miktar kuş bilgisi gerekiyor. Ben de mesela bir dönem Samsun Kızılırmak deltasında 19 Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezine bağlı olarak çalışan Cernek Kuş Halkalama İstasyonu’nda gönüllü olarak çalıştım. Oradaki hocalardan çok şey öğrendim. Ancak hala öğrenecek çok şey var. Kuş bilgisini arttırmaya yönelik olarak sürekli çalışıyorum.
Kuş fotoğrafçılığı ise fotoğrafçılıkta bambaşka bir alan ve bu konuda Türkiye’de çok kıymetli ustalar var. Sürekli onları takip ederek öğreniyorum ama şunu söylemem gerekir, kuş gözlemciliği için kuş fotoğrafçısı olmaya gerek yok, bir dürbün yeter, tabii kuş bilgisi de.
Ancak iyi bir kuş fotoğrafçısı olmak için de iyi ölçüde kuş bilgisi sahibi olmak gerekir. Hangi tür hedef olarak belirlenecek, o mevsimde o bölgede hangi kuşlar var, kuşa nasıl yaklaşılacak ve daha birçok benzeri kuş bilgisi gerektiren soruya yanıt verilebilmeli.

Siz hangi bölgeleri hangi türleri izliyorsunuz daha çok? Geçenlerde bir arkadaşım İzmir Doğal Yaşam Parkının halka kapalı bölümünü gezdi. Oradaki kuş nüfusundan çok etkilendi ve Körfez Geçiş Projesi’ni sorgulamaya başladı. Sizin orada fotoğraf çekme fırsatınız oldu mu acaba?

Türkiye, Batı Palearktik denen biyocoğrafi bölgenin bir tür geçiş alanı, yani kuşlar üredikleri kuzey bölgelerden kışlayacakları güney bölgelere göç ederken, ya da tam tersi, Türkiye’ den geçiyorlar, özellikle de Anadolu diyagonali olarak adlandırılan İstanbul-Antakya ana güzergahını izleyerek, elbette bu ana güzergah dışında başka tali güzergahlar da var, bunlardan bir tanesi Gediz deltasının da içinde bulunduğu Ege kıyı kesimi, yani bir kol Edirne’den Çanakkale’ye iniyor ve oradan Ayvalık-Foça-Gediz ve Muğla kıyılarını takip ediyor. Kuşlar göç sırasında sulak alanlar gibi bu kıymetli alanlara inerek dinlenip besleniyorlar ve göçe devam ediyorlar, ancak bu büyük palearktik bölge içinde daha kısa mesafeli göç eden kuşlar olduğu gibi, göçmeyen ve aynı yerde üreyip kışlayanlar da var. Sözünü ettiğiniz bölge flamingoların beslenme ve üreme alanı. Geçen yıl katıldığım Kış Ortası Su Kuşları Sayımı’nda yaklaşık 22 000 birey flamingo saydık.
Bu, şu demek, Ramsar Sözleşmesi sukuşlarını ekolojik olarak sulakalanlara bağımlı olan kuş türleri olarak tanımlıyor ve bir sulak alanın Ramsar alanı olabilmesi için öncelikle sekiz adet Ramsar Kriteri’nden en az birisini sağlaması gerekiyor. Bu kriterlerden ikisi su kuşu kriteri ve popülasyon eşik değeri kriteri.
Buna göre bir alan 20 000 ve daha fazla sukuşunu ya da bir sukuşu türüne ait göç yolu popülasyonunun yüzde birinden fazlasını barındırıyorsa Ramsar kriterini sağlıyor demektir. İşte Körfez Geçiş Projesi ile ilgili uyuşmazlık sürecinde bilirkişi raporlarına bu sayımlar girdi ve bir bakıma proje flamingolara takıldı ve çöktü.
Güney Gediz dediğimiz o alanın bu özelliği sürdüğü sürece ben böyle bir projenin gerçekleştirilebileceği kanısında değilim. O kadar kuşu saydıktan sonra sanırım bu kadar iyimser olma hakkım vardır.
Ben de o bölgede gözlem yapıyorum, fotoğraf çekiyorum. Sadece orada değil tabii, özellikle göç dönemlerinde Alaçatı sulakalanında, Gediz deltasında, İnciraltında sukuşları için gözlem yapıyor ve fotoğraf çekiyorum, ötücüler içinse favori alanlarım Çatalkaya, Karaburun, Bozdağ gibi nispeten yüksek yerler.

Peki, şimdiye kadarki çekim ve gözlemlerinizde sizi en çok hangi kuş ya da kuşlar etkiledi? Bir de kafanızda şu kuşu şurada bir günlük mutlaka fotoğraflamak istiyorum dediğiniz bir hedef projeniz var mı?

Türkiye’nin 485 kuş türü var, bunların 445’i fotoğraflanmış, kalan 40 tür ise henüz fotoğraflanamamış. Ben bugüne kadar 330 kuş türünü görüp fotoğraflayabilmişim.
Bunların arasında beni en fazla etkileyen kuş Niğde Aladağlar’da gördüğüm Kaya Kartalı, gerçekten çok etkileyici bir görüntüsü var, fotoğrafım çok iyi değil, ancak tanım alabilecek kadar, bir gün umarım çok daha yakın izleme fırsatım olur.
Ama asıl hedef türüm ipekkuyruk, bugüne kadar görme fırsatım olmadı, çok nadir bir türümüz, Kırklareli, İstanbul ve Samsun’ da görülmüş, çok soğuk geçen kış aylarında. Avrupa o kadar çok soğumuş ki kuzey bölgelerimize kadar inmiş, ancak iklim krizi nedeniyle sanırım ipekkuyruğun bize kadar inmesi çok düşük bir ihtimal, ne diyelim kısmet.

Yelpazekuyruk (Cisticola juncidis) fotoğrafını 13 Ağustos 2019 tarihinde Alaçatı Sulak Alanı’nda çekmişim, bu kuş üremek için Şubat ortası gibi Alaçatı’ya geliyor ve sivri hasır otu (Juncus acutus) adlı bitkilerle bezeli alanda yavruluyor, yaz boyu alanda kalıyor, Ekim-Kasım gibi güneye kışlamak üzere göç ediyorlar. Ne yazık ki, yelpazekuyrukların Alaçatı’daki üreme alanı Port Alaçatı denen projenin sonraki etaplarına konu olacak bir alandır ve onaylı planlarda turizm tesis alanı olarak gösterilmektedir. Umarım bu projeden vazgeçerler de yelpazekuyruklar gelmeye devam ederler.

Son olarak ne ekipman kullandığınızı sorabilir miyim? Bir de kuş gözlemcisi olmak istesek nereden nasıl başlamalıyız?

Ben çok hareketli uçan kuşlar için Canon EOS 7D Mark II, sabit kuşlar için ise Canon EOS 5D Mark III gövde ve Canon EF 400 mm f/5,6 lens kullanıyorum. Bir de 10×50 dürbünüm var, bunların yanı sıra arazide kullandığımız kamuflaj malzemeler var.
Kuş gözlemciliği için bir dürbün bir de Collins Bird Guide yeter diye düşünüyorum. Evin bahçesinden, apartman dairesinin balkonundan başlayarak ve halkaları genişleterek kuş gözlemi yapabiliriz. Tabii mutlaka gördüğümüz türleri eBird ortamında girişlerini yaparak kayıt altına almalıyız.

Sezai Bey çok keyifli ve bilgilendirici bir söyleşi oldu. Bir gün de şehir planlaması üzerine konuşmak üzere diyor ve size teşekkür ediyorum.

(*) Can Yücel’in “Hayır” şiirinden…

Popüler

A3 HABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin